Karadeniz’deki Sakarya Gaz Sahası’nın keşfi ve ileri düzeyde mühendislik gerektiren bu zorlu projenin dünya standartlarının üzerinde bir hızla hayata geçirildiğini ve üretilen doğal gazın ekonomiye katkı sağladığını hep birlikte gözlemliyoruz. Hayal edemediğimiz üretim rakamlarına ulaşıyor ve doğal gazda dışa bağımlılığımızı ciddi anlamda azaltıyoruz. Bu başarı hikayesinin amiral gemisi milli kuruluşumuz TPAO’dur. Kamu-özel birlikteliğiyle yıllardır faaliyet gösterdiğimiz petrol ve doğal gaz aramacılığı tarihi bir dönemde geçmektedir. Sektör gerçeklerinden ve iş sağlığı güvenliği perspektifinden ödün vermeden attığımız her adım bir sonraki sürecin destekleyeni olmakta ve yeni ufuklar açmaktadır. Bu perspektifle Mayıs ayı içerisinde duyurulan Göktepe-3 sahasının keşfi ve 75 milyar metreküplük rezervi Karadeniz’in daha da yoğunlaşarak taranması gerçeğini ortaya koymaktadır. Bu yeni keşif, sahip olduğumuz bilgi birikimi ve tecrübeyle hızlı bir şekilde üretim aşamasına geçecek ve ekonominin çarklarını lehimize döndürmeye başlayacaktır. Günlük Sakarya Gaz Sahası üretimimiz 10 milyon metreküpe ulaşmıştır. Yüzer platformun devreye girmesiyle bu rakam 2026 yılında günlük 20 milyon metreküpe ulaşacaktır. Uzun dönem hedefin günlük 40 milyon metreküp olduğu hepimizin malumudur. 75 milyar metreküplük yeni keşif bu rakamları daha da yukarı çekecek ve destekleyecektir.
Sahip olduğumuz filomuz, operasyonel kabiliyetimiz, ileri düzey mühendislik birikimimiz; zaman, kapasite ve risk kavramlarıyla sınırlanmakta ve optimum seviye tutturulmaya çalışılmaktadır. Diğer bir deyişle, var gücümüzle eldeki kuşa odaklanıp daldaki kuşlar için farklı ve stratejik iş birlikleri geliştirmek zorundayız. Karadeniz; büyüklüğü, komşu ülkelerle olan bağlantıları ve potansiyel olarak yavaş yavaş durulmakta, hırçınlığından uzaklaşarak geleceğimize ilişkin ümitlerimizi diri tutmaktadır. Karadeniz’deki tüm komşu ülkeler milli kuruluşumuz TPAO ve özel sektör oyuncalarıyla iş birlikleri geliştirmek çabası ve isteği içindedir. Şüphesiz, sahip olduğumuz kısıtlı imkanlarla ülkemize odaklanmamızdır. İlerleyen dönem TPAO’nun mevcut kabuğunu kırarak uluslararası bir dev olacağını bize göstermektedir. Bu gerçeklik geleceği yönetebilmek adına kamu-özel stratejik iş birliklerini mecbur kılmaktadır. Daha küçük ölçekli arama faaliyetleri yeni bir ruhsatlandırma stratejisi ile harmanlanarak kendini ispatlamış özel sektör katılımıyla da yapılabilir. Faaliyetlerin kesintisiz devam etmesi, 7/24 esasıyla bir katre fazla petrol üretebilmek için çabalarımızı sürdürmek zorundayız. Geldiğimiz nokta hidrokarbon arama-üretim faaliyetleri ve yatırımları açısından tarihi bir kavşaktır. Mevzuatımızda eksik kalan, sektörün gelişmesinin sağlayacak düzenlemeleri kamu otoriteleriyle istişare etmekteyiz. Bu tarihi fırsatı, kamu-özel sektör dengesini tutturarak yönetmeliyiz. TPAO’nun tüm dünyada dev bir oyuncu olarak başarı hikayeleri yazması, yerli-yabancı ayrımı olmaksızın özel sektör için de kaldıraç etkisi yaratacaktır. Ülkemizde faaliyet gösteren ve bu yoğun saha çalışmalarını hayata geçiren servis firmaları da uluslararası projelere ilgi göstermekte, yurt içinde gösterdiği başarı hikayesini farklı coğrafyalara da taşımak istemektedir.
Karalarda tarihi faaliyetlerimiz son halkası, üretim eğrimizi değiştiren Gabar Sahası’dır. Burada ortaya konan performans hepimiz için gurur vericidir. Milli kuruluşumuz TPAO’nun bu azimli mücadelesinin ana taşıyıcısı yine övünç kaynağımız olan TPIC’tir. Bu faaliyetleri ve akışı yönetebilmek tahmin edilenin ötesinde zor, karmaşık ve riskli bir iştir. Özel sektör servis firmaları da kendi faaliyet alanlarına giren işlerde bu zor süreci başarı ile desteklemeye çalışmaktadır. İş – işçi sağlığı ve güvenliği perspektifini öncelemeden ve sahada ayağımızı yere basmadan bu zorlu faaliyetleri sürdürme şansımız bulunmamaktadır. Günlük üretimimizin sadece Gabar sahasında günlük 81 bin varil seviyesinde olduğunu düşündüğümüzde saha operasyonlarının önemi daha net karşımıza çıkmaktadır. Bu üretim seviyesi doğrudan ekonomimizin çarklarını beslemekte ve yatırımları sürdürülebilir hale getirmektedir.
Geleneksel (konvansiyonel) yöntemlerle Cumhuriyet Tarihi boyunca ağırlıklı olarak petrol için Güneydoğu Anadolu Bölgemiz, doğal gaz için de Marmara Bölgemiz aranmıştır. Uzun bir süreç boyunca değişik keşiflerle başarı hikayeleri yazılmış ve ülkemiz yerli üretimini artırmaya çalışmıştır. İçinde bulunduğumuz dönem doğal kaynakların ekonomiye kazandırılması için birçok farklı metodu denediğimiz çalışmalarla doludur. Tüm dünyada geleneksel olmayan (ankonvansiyonel) metotlarla yapılan faaliyetlerin ekonomilere olan etkileri test edilmiştir. Bu kapsamda, özellikle kaya gazı ve petrolü sektör için oyun değiştirici bir sonuç doğurmuş ve tüm paydaşları mevcut potansiyellerini yeni metotlarla değerlendirme mecburiyetinde bırakmıştır.
Uzun yıllardan bu tarafa denenerek başarıya ulaşmış kaya gazı ve petrolü üretimi için ülkemiz de denemeler gerçekleştirmiş gerek TPAO gerekse yerli-yabancı özel sektör şirketleri bu doğrultuda girişimlerde bulunmuştur. Ancak girişimler sınırlı kalmış ve istenilen hedefe ulaşmamıştır.
Yabancı yatırımların ülkemiz ekonomisi için olan önemi hepimizin malumudur. Bu yatırımların özellikle petrol ve doğal gaz arama-üretim faaliyetlerine yönelik olması daha da kritik ve önemli bir gerçekliktir. Son dönemde petrol ve doğal gaz arama-üretim yatırımları açısından yabancı ilgisi odağında kısır bir dönemden geçmekteyiz. Uzun yıllardır ülkemizde faaliyet gösteren enerji şirketlerinin küçülmeye gittiği de gözlemlediğimiz bir durumdur. Tam bu süreçte enerji diplomasisi perspektifiyle ülkemizdeki petrol ve doğal gaz potansiyelinin gerçek anlamda anlaşılabilmesi için ortaya konan irade, Houston’da 13 Mart 2025 tarihinde imzalanan anlaşmayla bize yeni bir dönemi işaret etmiştir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız’ın himayesinde milli kuruluşumuz TPAO, Continental Resources ve TransAtlantic Petroleum arasında Diyarbakır Havzası’ndaki konvansiyonel olmayan petrol ve gaz kaynaklarının geliştirilmesine yönelik stratejik iş birliği oluşturulmuştur.
Petrol-doğal gaz arama ve üretim sektörü için son derece önemli olan ve ülkemizin üretim perspektifini tamamen değiştirebilecek bu anlaşma tüm paydaşlar tarafından memnuniyetle karşılanmıştır. Güneydoğu Anadolu Bölgemizde önümüzdeki dönemde bu kapsamda yapılacak her türlü faaliyeti yakından takip etmeye ve desteklemeye devam edeceğiz. Geleneksel olmayan metotlarla uygun potansiyele sahip sahaların aranması yeni teknolojiler ve bilgi birikimleri gerektiren bir süreçtir. Buradaki yeni teknoloji, bunun uygulanması ve sonuçlarının değerlendirilmesi sektördeki bilgi birikimimizi ve kazanımımızı artıracaktır. Önümüzdeki bir yıl içerisinde bu girişimin çıktılarını tekrar değerlendiriyor olacağız. Güneydoğu Anadolu Bölgesinden sonra doğal gaz anlamında Trakya da bu yeni teknolojiyle ile taranacak ve doğal gaz üretimi geleneksel olmayan yöntemlerle artırılmaya çalışılacaktır.
Bir varil daha fazla petrol, bir metreküp daha fazla doğal gaz üretimi için çaba gösteren herkese kurum ve kişi ayrımı olmaksızın başarılar diliyor, kazasız belasız nice yeni üretimler umut ediyoruz.
