17 Ocak 2026 Cumartesi günü ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social hesabından uzun bir paylaşım yaptı. Bu paylaşımda Trump, Grönland’ı alma kararına karşı çıkan ülkelere yönelik %10’dan başlayıp %25’e çıkacak ek gümrük tarifeleri uygulayacağını duyurdu. Danimarka, Norveç, İsveç, Fransa, Almanya, Hollanda, Finlandiya ve Birleşik Krallık’ı hedef alarak şu ifadeleri kullandı: 1 Şubat 2026’dan itibaren bu ülkelerden ABD’ye gelen tüm mallara %10 ek tarife uygulanacak. 1 Haziran 2026’dan itibaren bu oran %25’e çıkacak. Tarifeler, Grönland’ın ABD’ye “tam ve kesin satın alınması” için bir anlaşma sağlanana kadar devam edecek.

İşin ilginci ayni gün, yani, 17 Ocak 2026 tarihinde Avrupa Birliği ile Güney Amerika Ortak Pazarı (MERCOSUR) arasında serbest ticaret anlaşması Paraguay’da imzalanıyordu. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Twitter’da paylaştığı mesajında anlaşmayı “25 yıllık bir emeğin ürünü” olarak nitelendirdi ve bunu “gelecek nesillerin yararına, bir kuşağın başarısı” olarak tanımladı. İlave olarak, “Bu anlaşma, tarifeleri ve diğer ticaret engellerini ortadan kaldıracak, kamu alımlarını açacak, yatırım ve ticaret akışını teşvik edecek kurallara dayalı bir çerçeve sağlayacak” diye tebessüm ederken Birliğin başına nasıl bir çorap ördüğünün farkında değildi muhtemelen.

Yahu Donald Trump iki hafta önce (3 Ocak 2026 tarihinde) Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu paketleyip ABD’ye getirtti. Maduro’nun kaçırılmasıyla sonuçlanan operasyonu Monroe doktrinin güncellenmiş hali olarak tanımlamıştı ki buna şimdi Donroe belgesi deniliyor. O günden sonradır Amerikalı üst düzey yetkililer ve Trump’a yakın isimler, “arka bahçemizi geri alacağız”, “ABD arka bahçesine döndü”, “bizim arka bahçemizde yabancı etkisine izin vermeyiz” gibi ifadeler kullanırken sen git orada gövde gösterisi yap. Bu Avrupalı bürokratlar hakikaten akıllanmayacaklar.
Bu yazıyı kaleme aldığım 20 Ocak tarihinde henüz Von der Layen hanımefendiden ciddi bir açıklama gelmedi. Sosyal medyada “Tarifeler transatlantik ilişkileri baltalayacak ve tehlikeli bir sarmala yol açacak” diye geçiştirdi. AB Komisyonu Sözcüsü Olof Gill: “Karşılık vermeye hazırız, AB ekonomik çıkarlarını koruyacak, EPP Başkanı Manfred Weber “AB-ABD ticaret anlaşmasını askıya alacağız” falan derken AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Trump’ın geniş kapsamlı tarife duyurusuna tepki olarak “Çin ve Rusya buna bayram ediyor olmalı” diye bir açıklama yaptı. Bazı kişiler ise Grönland ile uğraşırken dikkatlerimizi asil tehlike olan Rusya’dan ayırmamız gerekir diye laflar ediyorlar. Bunlar harbiden Rusya ile kafayı bozdu. Bütün dertleri Ukrayna ve Rusya.
Diğer bazı yetkililere göre AB elindeki araçları kullanmaya hazırmış ve ekonomik çıkarlarını korumak için her şeyi yapacakmış. Önümüzdeki günlerde illaki uyanıp bir tepki verecekler. Önemli olan, bu tepkinin veya misillemenin derecesi ve etkinliği. Muhtemel opsiyonlara bir bakalım isterseniz.
Birincisi, bir şey yapmamak. Birlik olarak ortak bir metinde ve karar çerçevesinde anlaşma sağlayamazlarsa diyalogla bunu halledelim gibilerinden zaman kazanmak isteyebilirler.
İkincisi, ABD ile geçen sene üzerinde anlaştıkları 750 milyar dolarlık enerji alım anlaşmasını askıya alabilirler. Özellikle ABD’den LNG alımı konusunda bir sınırlama falan getirmeyi öne sürebilirler. 2025’in ilk 11 ayında AB’nin gaz ithalatının yaklaşık yüzde 45’i LNG biçimindeydi ve bu LNG’nin yarısından fazlası ABD kökenliydi. Dolayısıyla, böyle bir şeye kalkarlarsa Amerikan LNG’sini başka yollarla telafi etmek gibi bir opsiyonları olmayacağından bu kışı ayazda geçirebilir. Hatırlarsanız, AB’nin fosil yakıt ithalat faturası 2024 yılında yaklaşık 370 milyar euro seviyesindeydi. 2022 yılında ise bu ithalat faturası neredeyse 700 milyar Euro’ya fırlamıştı. ABD’den petrol ve gaz akışı kesilirse bu faturanın nerelere tırmanabileceğini bir düşünün. Zaten acil servise doğru gitmekte olan Avrupa sanayisi ve ekonomisinin ne duruma düşeceğini tahmin edebilirsiniz.

Belki ona bile sıra gelmez. Çünkü ne yapacağı kestirilemeyen Trump bir bakmışsınız ABD’de sert gecen kış nedeniyle artan doğal gaz ihtiyacı ve giderek artan LNG ihracatı yüzünden doğal gaz fiyatlarında yaşanan artışı bahane edip America First politikasını öne sürerek LNG ihracatına bir müddetliğine sınırlama getirebilir. Yapar mı yapar. Ne de olsa Trump bu.
Ayrıca ABD’nin, AB’yi metan düzenlemelerini ayarlaması konusunda defalarca uyardığını da anti parantez belirteyim. Neden? Çünkü bu kuralların ABD LNG ihracatını olumsuz etkileyebileceğinden endişe duyuyor.
AB’ye LNG ihracatının sınırlanmasından ABD etkilenmez mi? Etkilenir tabii ki. AB, ABD LNG’si için önemli bir pazar olmaya devam edecek; 2025 yılında ABD LNG ihracatının yarısından fazlası AB ülkelerine gitmişti. Ama az satıp çok kazanmak da söz konusu.
Üçüncüsü, AB 2025 yılında karar verdiği ancak askıya aldığı yaklaşık 108 milyar dolarlık misilleme gümrük tarifeleri paketini gündeme getirebilir. Bu her iki tarafa da oldukça zarar verir ama pilavdan dönenin kaşığı kırılsın misali buna cüret edebilirler. Buna ek olarak AB’de 2023’te kabul edilen ancak hiç kullanılmamış olan Anti-Coercion Instrument (ACI) aracını ekonomik şantaj olarak kullanabilir. Bu araç karşı tarifeler yanında yatırım kısıtlamaları, kamu ihalelerinden men, hizmet ticaretinde kısıtlamaları ve yabancı şirketlere yönelik yaptırımları kapsıyor. Böyle bir şeyi yapmaları çok cesaret ister.
Dördüncüsü, daha radikal ve boylarından büyük bir çare olarak Avrupa’nın ABD tahvilleri ve hisse senetlerinde tuttuğu 8-10 trilyon dolarlık varlığını önemli bir kaldıraç ve baskı aracı olarak kullanmak.

Bu varlıkların satılması ABD’nin borçlanma maliyetlerini artırabilir ve piyasaları olumsuz etkileyebilir; ancak bunların büyük kısmı özel sektöre ait olduğundan ve herhangi bir hamle Avrupa yatırımcılarına da zarar vereceğinden, böyle bir şeye kalkışmaları uzak ihtimal.
Beşincisi, konuya daha stratejik yaklaşmak ve dolar bağımlılığını azaltmak. Bu ABD’nin yumuşak karnı. Öyle böyle değil.
Doların küresel hakimiyetini tehdit eden veya sona erdirmek isteyen liderlerin ve ülkelerin başına neler geldiğine bakmadan böyle bir şeye girişmek intihar olur AB için. Ben yine hatırlatayım, Irak eski lideri Saddam Hüseyin 2000 yılında dolara düşman parası dedi de petrolü dolar yerine euro ile satmaya başlamıştı. Libya eski lideri Muammer Kaddafi 2009 yılında Afrika Birliği Başkanı iken petrol ve ticaret için dolara alternatif altın bazlı para birimi önermişti. Venezuela eski lideri Hugo Chávez Kasım 2007’deki OPEC zirvesinde doların düşüşü ABD emperyalizminin sonu olacak dedi. Iran eski lideri Mahmoud Ahmadinejad aynı OPEC zirvesinde doların değersiz bir kâğıt parçası olduğunu söyleyerek OPEC’in doları terk edip başka para birimlerine geçmesini önermişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin BRICS ile ulusal para birimlerine geçiş, yaptırımlara karşı de-dolarizasyonu savunuyor. Komple teorilerine girmek istemiyorum. Böyle bir kozu öne sürmek zaten çatırdamakta olan AB için hiç de hayırlı olmaz.
Peki AB ile ABD arasındaki restleşmede kim kazanır?
Eşek ile karga, uçakla seyahat ediyorlarmış. Oturdukları koltuklarda “hostes çağırma düğmesi” varmış. Karga basmış düğmeye. Hostes gelmiş, “Buyurun, ne istemiştiniz?” diye sormuş. Karga da “Hiçbir şey istemiyorum. İ.nelik olsun diye bastım düğmeye” demiş.
Aradan 5 dakika geçmiş, karga yine basmış düğmeye. Hostes gelmiş, “Buyurun?” Karga “Hiiiç, i.nelik olsun diye basmıştım”. Üçüncüye yine aynı diyalog, “İ.nelik olsun dediydim…”
Hostes bu sefer soluğu pilotun yanında almış, demiş “Böyle böyle”. Pilot da “Bir daha yaparlarsa bana haber ver, uçaktan atayım bunları”.
Eşek de kargaya özenmesin mi? Bu sefer eşek basmış düğmeye. Hostes gelmiş, “Buyurun Eşek bey?” Eşek pis pis sırıtarak “Bir şey yok, i.nelik olsun diye bastım”.
Bu sefer hostes pilota bir işaret çakmış, pilot da düğmeye basıvermiş. Eşekle karganın oturdukları koltukların altındaki kapak açılmış, iki kafadar da kendilerini boşlukta süzülürken bulmuş.
Tabii karga hemen başlamış kanat çırpmaya, ancak eşek serbest düşüşe devam… Can havliyle bağırmış eşek, “Karga kardeş, yardım et bana! Ne yapacağım ben şimdi?”
Karga hiç oralı olmamış, eşeğe de cevabı yapıştırıvermiş: “Kanatların yoksa, i.nelik yapmayacaksın!”
Diyeceğim o ki, AB’nin yukarıda bahsettiğim 5 kartına karşılık ABD’nin elinde beş önemli kartı var: Enerji, ekonomi, askeri güç, dolar ve teknoloji. Yani ABD’nin elinde Floş Royal var. Buna rağmen rest çekmeye nasıl yeltenebilirsin?
Ben uluslararası ilişkiler uzmanı değilim ama bence AB, Grönland’ı kaybetti. AB’nin yapması gereken şey, hiç olmazsa Macaristan başbakanı Viktor Orban’ı devreye sokarak hem Rusya hem de ABD ile olan ilişkilerini bir an önce düzeltmektir. Bu nereden çıktı diyebilirsiniz. Haklısınız.
Kalın sağlıcakla.
