HESİAD Başkanı Elvan Tuğsuz Güven, kuraklık ve yetersiz planlama nedeniyle hidroelektrik santrallerin üretimden düşme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, hibrit sistemler, pompaj depolamalı santraller ve su yönetim planlamalarının hayata geçirilmemesi halinde HES’lerin “hayalet tesislere” dönüşebileceği uyarısında bulundu.
HESİAD Başkanı Elvan Tuğsuz Güven, hidroelektrik sektörünün afet düzeyinde yaşanan kuraklıktan en çok etkilenen sektörler arasında olduğunu ancak buna rağmen yalnızca enerji üretiminde değil kuraklıkla mücadelede de çok ciddi bir güç olabileceğini vurguladı. Güven, “Bu noktada bütünleşik bir planlamaya ihtiyacımız var. Havzalarda her açıdan etkin ve akıllıca su yönetimi planlaması yapılması, trafo ve iletim hatları açısından gerekli tüm altyapıya zaten sahip olan HES’lerimizde hibrit santral uygulamalarının önünün daha hızla açılması, sınırlamaların kaldırılması, pompaj depolamalı HES’lerin ülkemizde hızlıca devreye alınması gibi bütünleşik bir yaklaşımı devreye alabilirsek iklim kriziyle mücadelede çok daha etkin bir noktaya gelebiliriz. Ayrıca beşte bire düşen üretim rakamları nedeniyle finansal yükümlülüklerini yerine getirmekte zorlanan ve sürdürülebilirliği riske giren HES’ler için sektörün ‘sistem kullanım bedellerinin kaldırılması ve hibritlere gerekli izinlerin 6 ay içerisinde verilmesi’ ile ilgili ciddi bir beklentisi var” dedi.
HESİAD Başkanı Güven, konuyla ilgili açıklamasında şunları söyledi: “Tüm dünyada olduğu gibi, küresel ısınmanın olumsuz etkilerini ülkemizde de ağır şekilde ve hep beraber deneyimliyoruz. Kuraklık nedeniyle, yüzeysel su akışlarında dramatik bir azalma söz konusu. Burada makro düzeyde bir planlamaya ihtiyaç var. Bu durum orantılı olarak HES’lerdeki enerji üretimine de olumsuz olarak yansıyor. Geldiğimiz nokta toplam kurulu gücü 32.400 MW’ın üzerinde olan HES projelerine ilişkin acil iklim eylem planlarının yapılmasını zorunlu kılıyor. Enerji arz güvenliğimizde esneklik ve pay olarak büyük önem taşıyan HES’ler, 2025’in ilk altı ayındaki çok ağır kuraklık koşullarına rağmen tüm enerji üretimimizin yüzde 20’sini tek başına karşıladı, kurulu güçteki payımız ise yüzde 27 seviyesinde. Ancak kuraklık sorunu giderek ağırlaşıyor. Birleşmiş Milletler desteğiyle yayınlanan son raporlar özellikle Akdeniz havzasındaki ülkelerin kuraklıktan etkilenme potansiyelinin çok yükseldiğini ve Türkiye’nin yüzde 88’inin çölleşme riskiyle karşı karşıya kaldığını ortaya koyuyor. Ülkemizin 2030’da ‘su fakiri’ ülke kategorisine girmesi ve bu yüzyılın sonu itibarıyla Türkiye’de yağışların yüzde 30 oranında düşmesi beklenirken bizim iklim değişikliğinin ağır etkilerine karşı elimizdeki kaynakları en etkin biçimde kullanmamız gerekiyor. HES’lerin bu konuda bize sağladığı tüm enstrümanları bir arada ve etkin biçimde kullanacak bütünleşik bir yaklaşıma ihtiyacımız var. Pompaj depolamalı HES’ler de havza su yönetimi de hibrit santraller de burada aynı önemi taşıyor. Bu yaklaşımı bir an evvel harekete geçirmeli ve HES’lerin üzerindeki yükü azaltmalıyız, aksi takdirde 49 yıllık lisans sürelerinin bitiminde artık kullanılamaz halde kalacak olan hayalet hidroelektrik tesislerle karşı karşıya kalacağız.”
