Geçtiğimiz günlerde elektrikli aracımı şehirlerarası yolculukta deneyimleme şansını buldum. Maalesef çok da memnun kalmadığım bir deneyim oldu.
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki birkaç haftadır kullandığım elektrikli aracımın şehir içindeki performansından son derece memnunum. Aracın teknik özellikleri bir tarafa bu yazının konusu olan şarj verimliliğinden bahsedecek olursak, ofisimin önüne taktırdığım şarj cihazı ve oturduğum sitedeki şarj üniteleri sayesinde hiçbir şekilde şarj sıkıntısı yaşamıyorum. Çok zor durumda kalırsam da -ki şimdiye kadar çok sık olmadı- herhangi bir istasyonda 15 dakika şarj etmem yeterli. Evinizdeki veya iş yerinizdeki şarj ünitelerini kullanıyorsanız ücret olarak da baya avantajlı.
Ancak maalesef İzmir yolculuğum tam bir kabusa dönüştü. Şehir içinde 400-450 kilometre olan aracın menzili; hız, klima, rampa gibi etkenlerle 200 kilometreye kadar düştü. Bu durumda neredeyse 1,5 saatte bir şarj molası vermek durumunda kalıyorsunuz. Ama asıl sıkıntı bu değil. İstanbul-İzmir otoyolu belki de Türkiye’de en çok şarj ünitesinin olduğu güzergahtır. Ama çalışmayan üniteler, dakikalarca süren çağrı merkezi görüşmeleri sonunda ‘o ünitelerimiz henüz kullanıma açılmadı’ cevapları, çalışmayan uygulamalar, telefonunuza 10’dan fazla firmanın uygulamasını indirmek ve uygulamalara tek tek ödeme ve fatura bilgileri girmek, çalışan ünitelerdeki sıra beklemeler… İşte asıl sıkıntılar bunlar. Sonuçta en fazla 4 saatlik mesafeyi 6,5 saatte katetmek…
EPDK, elektrikli araçların yaygınlaşması, dolayısıyla şarj ünitelerinin çoğalması ve sağlıklı bir şekilde çalışması için üstün bir gayret sarf ediyor. Daha bir ay önce EPDK, üç şirkete şarj konusunda ceza kesti ve Başkan Mustafa Yılmaz şu açıklamayı yaptı: “Hızla gelişen elektrikli araç sektörümüze layık bir şarj hizmetleri piyasası için titizlikle çalışıyoruz. Tüketicilerimizi korumak ve rekabeti sağlamak önceliğimiz. Sorumluluklarını yerine getirmeyen şirketlere göz açtırmayacağız. Kurallara uymayanlara yönelik yaptırımlarımız, tüketicilerimiz için olduğu kadar piyasadaki dürüst oyuncuların hakkını korumak içindir. Elektrikli araç ekosisteminin sağlıklı büyümesi için tüm paydaşlarla iş birliği içinde çalışmaya devam edeceğiz”
EPDK’nın ve Enerji Bakanlığı’nın gayretlerini taktirle karşılıyoruz. Bu sektörün gelişimi için biliyorsunuz EPDK’da özel bir Daire bile kuruldu. Bu noktada şunu söylemek isterim. Denetimlerin ve yaptırımların yalnızca fiyat konusunda olmaması, çalışmayan üniteler konusunda da aynı hassasiyetin gösterilmesi gerekiyor. Ama asıl önemlisi, bu alanda faaliyet gösteren firmaların işlerini iyi yapmaları, tüketiciyi mağdur etmemeleri, sistemin iyi çalışması için gerekli tüm tedbirleri alması şart. Aksi halde bugün vatandaşlar arasında dile getirilen ‘elektrikli aracın varsa bir tane de klasik yakıtlı aracın olmalı’ algısını yıkamazsınız. Bu da bindiğiniz dalı kesmeniz anlamına gelir. Benden söylemesi.
