Çarşamba, Nisan 22, 2026
Ana SayfaManşetTÜPRAG’dan yatırımla büyüyen, yerelle güçlenen madencilik anlayışı

TÜPRAG’dan yatırımla büyüyen, yerelle güçlenen madencilik anlayışı

TÜPRAG Efemçukuru Altın Madeni Genel Müdür Yardımcısı Onur Demir, şirketin istihdamdan üretime, çevre hassasiyetinden sosyal sorumluluğa kadar uzanan faaliyetlerini anlattı: “Sadece altın değil, değerli bir gelecek üretiyoruz.”

Raşit Kırkağaç / İzmir

Altın madenciliği denince Türkiye’de akla gelen ilk şirketlerden biri olan TÜPRAG, faaliyet gösterdiği bölgelerde ekonomik katkının ötesine geçerek sosyal ve çevresel etkileriyle de dikkat çekiyor. Şirketin Efemçukuru Altın Madeni’nde görev yapan Genel Müdür Yardımcısı Onur Demir, hem üretim süreçlerini hem de istihdama ve çevreye yönelik yaklaşımlarını paylaştı.

ALTIN MADENCİLİĞİNDE 40 YILA YAKIN TECRÜBE

Türkiye’de modern madencilik uygulamalarının öncüsü olarak gösterilen TÜPRAG, 1986 yılında kurulduğu günden bu yana sektörde istikrarla büyüyen ve Türkiye’nin doğal kaynak ekonomisine katkı sunan en önemli aktörlerden biri haline geldi. Şirketin Türkiye’de işlettiği iki büyük altın madeni, İzmir’deki Efemçukuru ve Uşak’taki Kışladağ sahaları. TÜPRAG Efemçukuru Altın Madeni Genel Müdür Yardımcısı Onur Demir, şirketin geçmişi ve mevcut faaliyetlerine dair kapsamlı bilgiler verdi.

“Efemçukuru’nda 2005 yılında ilk ÇED iznimizi aldık, 2011 itibarıyla da üretime başladık. Kışladağ ise 2003’te izin alıp 2006’da faaliyete geçti. Her iki saha da kurulduğu günden bu yana kesintisiz şekilde çalışıyor” diyen Onur Demir, bu sürekliliğin hem teknik kapasiteye hem de kurumsal yapıya duyulan güvenin bir sonucu olduğunu söyledi.

İSTİHDAMDA YERELLEŞME MODELİ

TÜPRAG’ın bölgesel istihdama sağladığı katkının altını çizen Demir, şirketin yalnızca üretim odaklı değil, aynı zamanda sosyal yapıyı destekleyici bir iş modeliyle hareket ettiğini vurguladı. “Sadece kendi kadromuzda 1.347 kişi çalışıyor. Taşeron firmalar ve destek hizmetleriyle birlikte bu sayı 2.300’e ulaşıyor. Özellikle Efemçukuru sahasında yerellik oranı oldukça yüksek; mavi yaka çalışanlarda bu oran yüzde 86 seviyesinde” diye konuştu.

Demir, bu yerel istihdam modelinin sahadaki etkisini de şöyle aktardı: “Neredeyse köydeki her haneden bir kişi madende çalışıyor. Bu durum göçü tersine çeviren bir etki yarattı. Genç nüfus köyde kalmaya başladı, sosyal doku güçlendi. Aslında bir anlamda madenciliği bölgesel kalkınmanın motoru haline getirdik.”

CARİ AÇIĞIN AZALMASINDA KİLİT OYUNCU

TÜPRAG, Türkiye altın üretiminde stratejik bir rol oynuyor. Onur Demir’in verdiği bilgilere göre Türkiye 2024 yılında toplam 32,2 ton altın üretimi gerçekleştirdi. Bunun yaklaşık dörtte biri, yani 8 tonluk kısmı TÜPRAG tarafından üretildi. Demir, “Bu oran bizi sektörde lider konuma taşıyor. Ancak bu yeterli değil. Türkiye’nin yıllık altın ihtiyacı yaklaşık 160 ton. Bu fark büyük ölçüde ithalatla kapatılıyor. Altın ithalatı, cari açığın neredeyse yüzde 60’ına neden oluyor” dedi.

Bu tabloyu tersine çevirmek adına Türkiye’nin yıllık altın üretim hedefi 100 tonun üzerine çıkmak. Onur Demir, TÜPRAG’ın bu hedef doğrultusunda yatırım planlarını sürdürdüğünü vurguladı: “Yeni arama faaliyetleri, üretim kapasitesini artırma çalışmaları ve teknolojik yatırımlarla bu büyümenin parçası olmayı sürdürüyoruz.”

2 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM

TÜPRAG bugüne kadar Türkiye’de yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirmiş durumda. Bu yatırım yalnızca tesislerin kurulumu ya da üretim süreçlerini kapsamıyor; aynı zamanda altyapı, eğitim, çevre ve sosyal sorumluluk alanlarına da dağılıyor. Demir, bu çerçevede yaklaşık 20 milyon dolarlık sosyal sorumluluk kaynağı kullanıldığını belirtti.

“Yollar, su altyapıları, eğitim destekleri, sağlık hizmetlerine erişim gibi başlıklarda yerel yönetimlerle iş birliği yapıyoruz. Bizim için toplumsal katkı, üretim kadar önemli” diyen Demir, madenlerin çevresiyle birlikte sürdürülebilir hale gelmesi gerektiğini ifade etti.

SİYANÜRSÜZ TEKNOLOJİ: FLOTASYON YÖNTEMİYLE ALTIN ZENGİNLEŞTİRME

Efemçukuru sahasında uygulanan üretim teknolojisine dair dikkat çekici bir ayrıntı ise siyanür kullanılmaması. Onur Demir, “Cevherin yapısı gereği burada flotasyon yöntemi daha uygun. Aynı zamanda yerel halkla kurduğumuz güven ilişkisini zedelememek adına bu yöntemi tercih ettik. Bu, çevreye duyarlı ve kontrollü bir üretim yaklaşımıdır” dedi.

Demir, üretimin yeraltı madenciliği esasına göre yapıldığını da ekledi. Sahada üç ana galeri bulunduğunu, bunlardan birinin cevher taşıma, diğer ikisinin ise insan ve ekipman geçişi için kullanıldığını belirtti. Cevher yer altında konveyör bantlarla yüzeye taşınıyor ve burada fiziksel-kimyasal işlemlerle zenginleştiriliyor.

ATIK YÖNETİMİNDE KAPALI DEVRE MODEL

Çevresel etkileri minimuma indirmeye yönelik yürütülen atık yönetimi politikası da TÜPRAG’ın öncelikli konularından biri. Onur Demir bu konuda şunları söyledi: “Metal içermeyen atıkların yüzde 50’si yüzeyde özel depolama alanlarında tutuluyor. Diğer yüzde 50’si ise çimentoyla karıştırılarak yer altındaki boşluklara geri dolduruluyor. Bu yöntemle hem yüzey alanını daha verimli kullanıyoruz hem de çevresel riskleri kontrol altında tutuyoruz.”

TOPLUMA ENTEGRE, PAYDAŞLARLA UYUMLU BİR MODEL

TÜPRAG’ın başarısının ardında yalnızca teknik kapasite ya da ekonomik yatırım değil; aynı zamanda güçlü bir kurum kültürü ve toplumsal duyarlılık bulunduğunu belirten Onur Demir, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Biz yalnızca bir maden şirketi değiliz. Aynı zamanda faaliyet gösterdiğimiz bölgenin sosyal, ekonomik ve kültürel yapısını dönüştüren bir aktörüz. Yerel halkla kurduğumuz güven ilişkisi, kamu kurumlarıyla işbirliğimiz ve sürdürülebilirlik ilkelerine bağlılığımız, TÜPRAG’ı sektörde farklı bir konuma taşıyor.”

Yazar

BENZER YAZILAR

En Popüler