Her sene olduğu gibi bu sene de Türkiye Enerji Zirvesi organizatörlerinin nazik davetiyle Zirve’de bir sunum yapacağım (bu yazıyı yazdığımda henüz Zirve gerçekleşmemişti ama siz okuduğunuzda bu cümle geçmiş zamana evrilmiş olabilir)ç Son iki yıldır günlük mesaime paralel olarak Küresel Gaz Piyasaları oturumlarında konuşurken bu sene beni Petrol Piyasaları oturumuna davet ettiler. Bu panel için sunumumu hazırlarken şu an çalıştığımız konuların çoğunun aslında Türkiye’yi nasıl yakından ilgilendirdiğini farkettim. Bu konuların hepsine burada değinmek zor ama en azından bazı önemli olanlarına değinmeye çalışayım. Belki bir taraftan da Zirve sonrası okuduğunuzda Zirve’deki sunumun özeti görevi görür.
Malumunuz Türkiye’nin ham petrolde ithalatındaki en büyük pazarı Rusya. EPDK verilerine göre Ocak-Eylül 2025 döneminde toplam ham petrol ithalatında Rusya’nın payı %48 civarında. İkinci en büyük ithalat kaynağımız Irak’ın aynı dönemde payının %14 olduğunu söylersem Rusya’nın payının büyüklüğü daha rahat anlaşılır. Ham petrol ithalatında Rusya’nın bizim için önemi sadece kendi ham petrolünden de kaynaklanmıyor. Üçüncü büyük ithalat kaynağımız Kazakistan’ın ham petrolü de Rusya’nın Karadeniz’deki Novorossisk limanı yakınlarındaki CPC Terminali’nden yüklenerek ülkemize geliyor. Kazakistan’ın %12’lik payını da üzerine eklersek Ocak-Eylül 2025 döneminde ithal ettiğimiz ham petrolün %60’ı Rus topraklarından ülkemize ulaşmış.
Şimdi bu gözle bakarsak Rus liman ve gemilerine uygulanan ambargoların, Ukrayna’nın Rusya terminallerine yaptığı saldırıların ve bunların oluşturduğu gecikme ve etkilerin bize olan etkisini daha detaylı değerlendirme fırsatı bulabiliriz. En son söylemeyi düşündüğümü en baştan söyleyeyim; görünen o ki Ukrayna’nın saldırıları ambargolardan daha etkili olmuş durumda. Rusya’nın ham petrol ithalatı savaşın başladığı 2022’den beri çok da düşmedi aslında. Günlük beş milyon varil civarında seyrediyor. Avrupa’nın ‘biz Rusya’dan ham petrol almazsak Rusya çöker’ planının da pek işe yaramadığı görülüyor aslında. Rus ham petrol ihracatında Avrupa’nın payının tamamı neredeyse Hindistan’a kaymış durumda ve bu da son zamanlarda Hindistan üzerindeki baskının sebebini görmemiz açısından da önemli.
Ukrayna’nın liman ve terminallere saldırıları ile Rusya’nın ham petrol ihracatına ambargolardan daha fazla zarar verdiğini söylemiştik. Bunun en büyük kaybedenlerinden Kazakistan’ın CPC ham petrolünü dış piyasaya sunmak için kullandığı Rusya’daki CPC Terminali’nin Ocak 2024’den beri kullanım oranının %65’in üzerine de çıkamadığını görüyoruz. Kazakistan’ın arada kaldığı bu kavgada yediği dayağın haddi hesabı yok gibi.
Peki Ukrayna’nın verdiği zarar sadece ham petrol için mi geçerli? Tabi ki değil. Aslında hasarın büyük kısmı rafinaj kısmında verilmiş gibi duruyor. Sadece 1 Ağustos’tan bu yana Ukrayna’nın Rus rafinerilerine yaptığı hasar ya da rafinerilerin en az birkaç gün kapalı kalmasına yol açan 45’in üzerinde saldırısı oldu. Bu saldırıların Rusya’nın rafinaj kapasitesinde neredeyse günlük bir milyon varillik kayba yol açtığını not düşmek lazım. Bu kaybın büyüklüğünü anlamak için de şu bilgiyi verelim. Dünya’nın Çin harici baktığımızda 2025 yılında beklenmeyen rafineri kesintileri ortalama günlük 4 milyon varil civarında. Bütün kayıpların %25’nin Rusya’da olduğunu düşünürsek bu saldırıların Rusya’nın canını epeyce acıttığını söyleyebiliriz.
Bu durum da bizi doğrudan ilgilendiriyor tabi ki. Rusya’nın 1 Ağustostan beri saldırılar nedeniyle yaşadığı dizel üretim kaybı günlük 300-400 bin varil arasında değişiyor. Eğer EPDK’nın raporlarını referans alırsak Ocak-Eylül 2025 döneminde Türkiye’nin Rusya’dan yaptığı motorin ithalatının günlük kabaca 250 bin varil civarı olduğunu hesaplarsak, bu kaybın ölçeğini de daha somut hale getirebilmiş oluruz.
Yani görünen o ki Ukrayna, ABD’nin ve Avrupa’nın ambargolar üzerine kurulu mücadele yöntemine karşı dronelar, insansız deniz araçları ve orta menzilli füzeler ile daha etkili bir yöntem bulmuş gibi görünüyor. Tabi Rusya’nın bu saldırılar karşısında misilleme olarak Ukrayna’nın gaz alt yapısında hem yerli üretim hem de ithalat sistemlerine verdiği zararları da not düşmek gerekir ancak görünen o ki Rusya’nın canı yanmaya başlamış olabilir.
Demem o ki bizim için yakında savaşan iki komşunun savaşının aslında bize etkileri tahminimizden daha fazla. Buraya sığdırması zor ancak ABD’nin son Rosneft ve Lukoil ambargoları da en az Ukrayna’nın saldırıları kadar Rusya’nın canını acıtacak. Kasım-Aralık 2025 döneminde satılamayan Rus ham petrol kargolarının sayısı rekor seviyelere ulaştı. Muhtemelen çok yakın zamanda Rusya’nın ham petrol ve ürün ihracatında aldığı yaranın etkilerini de görmeye başlayacağız. Hindistan ve Çin rafinerilerinin toplamda günlük bir milyon varilin üzerinde Rus ham petrolü ithalatını kesmesini beklediğimiz bu dönemde Rusya için 2026 yılbaşı hiç de hoş karşılanmayabilir. Biz her türlü durumda kendi çıkar ve önceliklerimizi hesaba katarak hareket edip bu kavgada arada kalıp dayak yemeden çıkmanın yollarına bakalım.
