Doğal gaz piyasası kanununun yasalaşması ile başlayan süreçte gerek alt yapının güçlendirilmesi gerekse doğal gazın kullanımı anlamında ciddi kazanımlar elde ettik. Gelişen alt yapı, yeraltı doğal gaz depolarımızın kapasitesi, LNG santrallerimiz, FSRU’larımız, yerli doğal gaz üretimi ülkemizin enerji önemli bir seviyeye çıkarmıştır.
Ülkemiz, enerjide dışa bağımlılık oranı yüksek bir seviyede ekonomik faaliyetlerine devam etmekte ve yapısal anlamda dış ticaret açığı sorunu ile mücadele etmektedir. Son dönemde, yerli enerji kaynaklarımızın üretimi konusunda kamu ve özel sektör şirketlerin gösterdiği performans umut verici olup, dış ticaret açığımızın azalmasını sağlamaktadır.
Geçmiş 5 yıllık dönemde tüm dünyanın içerisinden geçtiği olağanüstü gelişmeleri düşündüğümüzde ve günümüzde yakın coğrafyamızda yaşanan enerji temelli çatışmaları değerlendirdiğimizde dışa bağımlılığımızın son derece yüksek olduğu enerji denklemini yüksek maliyetlere ve bütçe açıklarına katlanarak devlet olarak arz güvenliğinden ödün vermeden yönetmeye çalışıyoruz.
Devlet desteği ile piyasa koşullarından kopuk ve indirimli doğal gaz fiyatı uygulamasının sürdürülebilirlik anlamında ne kadar zor olduğunun ve yapısal bozukluğun taşınamaz hale geldiğinin hepimiz farkındayız. Diğer taraftan, sosyal devlet anlayışıyla gerçek ihtiyaç sahiplerinin daha fazla destek alması da taviz verilemeyecek bir gerçekliktir.
Genele yaygın doğal gaz fiyatındaki devlet desteği gerçek ihtiyaç sahiplerinin etkin ve verimli bir şekilde desteklenmesinin önüne geçmektedir. Bu yapısal bozukluğu çözebilmek ülkemizin ekonomik şartları düşünüldüğünde çok kolay gözükmemektedir.
Ancak, devlet aklıyla detaylı çalışmalar yapıldığını biliyor, bu zor denklemin ülke ve dünya gerçekleriyle uyumlu hale getirilmesi için birçok kriter göz önüne alınarak çözüm üretilmeye çalışılıyor.
Devlet olarak önceliğimiz bu zorlu ekonomik şartlarda, enflasyonun kontrol altına alınması ve fiyat artış hızının düşürülmesi yönündedir. Bu bağlamda, enerji fiyatları enflasyonla mücadele döneminin en kritik verisidir. Bu kritik süreci yürütürken global piyasalardaki olağanüstü gelişmelere rağmen enerji fiyatlarında uzun süreli yüksek seyir ile karşılaşmadık. Dönemsel olarak enerji fiyatları enflasyonla mücadele sürecimizde bizi destekler seviyedeydi.
Devlet, sahip olduğu tüm imkanlarla bu zorlu süreci yönetirken, BOTAŞ gibi kıymetli kamu kuruluşlarımız da arz güvenliğini önceleyerek makro anlamda doğal gaz piyasasını dengelemeye çalıştı.
İçerisinden geçtiğimiz ve uzun zamandır amaçladığımız enerjide merkez ülke olma hedefi doğal gaz piyasası oyuncularını heyecanlandırmıştır. Başta Bakanlığımız ve EPDK önderliğinde mevzuatsal ve işlevsellik anlamında günü yakalayan ve piyasanın hareketlenmesini sağlayacak düzenlemeler yapılmış, piyasa kurgusu şeffaf, rekabetçi ve eşit şartlarda rekabete uygun şekilde dizayn edilmiştir.
Uzun zamandır özel sektör oyuncuları doğal gaz piyasasının derinleşmesi ve çok oyunculu bir hale gelmesi için çaba göstermekte ve sınırlı imkanları doğrultusunda devletin öngöreceği piyasa modelini beklemektedir. Enerjide merkez ülke olma hedefi ve ülkemizde çevre coğrafyalar için de referans fiyat oluşturabilme imkanı mevcuttur. Kamu ve özel sektör oyuncuları olarak bu yeni piyasa kurgusunun hayata geçmesini ve doğal gaz piyasasının çok oyunculu bir yapıya kavuşmasını arzu etmekteyiz.
Karadeniz’de keşfi yapılan doğal gaz rezervlerinin ve bunların üretilerek ekonomiye kazandırılıyor olmasının ülkemiz ve dünya piyasaları için önemi büyüktür. Yerli doğal gaz üretiminin artış eğilimi, Karadeniz projesinin yüzer üretim platformu ve plato seviyesi üretim öngörüleri düşünüldüğünde doğal gaz piyasasının derinleşmesinin ve çok oyunculu hale gelmesinin yakınlaştığını düşünüyoruz. Bu süreçte, ülkemizin enerji diplomasisi anlamında gösterdiği pozitif ve yapıcı adımların, geliştirilen ihracat imkanlarının, ihracata yönelik mevzuatsal düzenlemelerinin yapılmış olmasının katkısının önemli olduğunu düşünüyoruz.
Sosyal devlet anlayışından ödün vermeden ve aynı zamanda özel sektörü de piyasanın önemli bir parçası haline getirecek ve kamu şirketi vasıtasıyla bu büyük denklemi yöneteceğimiz günlerin bir an önce gelmesini temenni ediyoruz.
Tüm dünyada çeşitli piyasalarda fiyatı belli olan bir enerji emtiasının ülkemizdeki ekonomik döngü içerisinde doğru fiyatla yer alması kısa vadede sorunlar, sıkıntılar yaratsa da orta ve uzun vadeli perspektifte daha verimli, rekabetçi bir fiyatlama gerçeğini bize öğretecektir. Bu doğru yapı, sürdürülebilirlik anlamında yapısal bozukluğumuzu dengeleyerek bizi destekleyecektir. Özellikle son dönemde elektrik üretimi ve sanayi anlamında doğal gaz fiyatlarının daha gerçekçi seviyelerde fiyatlandığını, böylelikle sanayicimizin sürdürülebilir rekabet koşullarının oluşmasına katkı sağladığını ve gerçekçi maliyetin ortaya çıkmasını sağladığını düşünmekteyiz.
Yıllık 50 bcm civarı doğal gaz tüketimi yaptığımızı düşündüğümüzde, doğal gazın ısınma amaçlı Anadolu’nun her bölgesinde yaygın bir şekilde kullanıldığından yola çıktığımızda, yerli doğal gaz üretimimizin her ne kadar son yıllarda artsa da ihtiyacımızın kısıtlı bir miktarını karşıladığını düşündüğümüzde denklemi yönetmenin hiç de kolay olmadığının farkındayız. Ancak, başta devlet aklı ve çevresinde güçlü kamu kurumları, yanlarında özel sektör enerjisi dikkate alındığında, kamu-özel ayrımı olmaksızın sahip olduğumuz son derece bilgili ve tecrübeli insan kaynağı doğal gaz piyasası kurgusundaki bu zorlu geçişi gerçekleştirebilecek kabiliyettedir. Bu inançla bölgesi için referans olan ve arz güvenliği perspektifini sadece kendisi için değil tüm dünya denklemi için önemseyen günlerin yakınlaştığını düşünüyoruz.
