Perşembe, Eylül 17, 2026
Ana SayfaManşetİklim Krizinin Akrostişi: Söylesem Tesiri Yok, Sussam Gönül Razı Değil              

İklim Krizinin Akrostişi: Söylesem Tesiri Yok, Sussam Gönül Razı Değil              

Farkında mısınız bilmiyorum ama son zamanlarda Batı’da, özellikle de ABD’de çevre politikalarına bakış bayağı bir değişti. İnsanların çoğu bu işi Trump Başkan’ın yönetime gelmesiyle ilişkilendiriyor ancak aslında durum bununla tam alakalı değil. Londra’da bile iklim krizi adı altında atılan adımların ekonomik yükü, makullüğü ve tutarlılığı çokça tartışılır hale geldi. İsmini “The Enpowerment Alliance” diye duyuran ve ABD’de aslında doğal gaz piyasası ile karanlık ilişkileri olduğu iddia edilen grup “Sağduyulu Enerji Gündemi” serisinin bir parçası olarak yeni bir rapor yayınladı. Sağduyu algısının temeline ABD’nin kendi kaynaklarını kullanması gerekliliğini koyan grup son raporunda iklim krizinin sebep ve çözümlerini ortaya koyan ‘bilimsel’ yöntemlere çok ağır eleştiriler getirdi. Tabi ki çoğumuzun aklına doğalgaz piyasası ile yakın ilişkileri olduğu iddia edilen bir grubun bu tür bir çağrı yapması çok olağan geliyor ancak mesele şu ki bu rapora hiç beklenmedik yerlerden, AB enerji güvenliğinin koyu savunucusu bazı gruplardan da destekler geldi. İnsanın dikkatini de en çok bu destekler çekiyor zaten. Nasıl olduğunu anlayamadığım şekilde ortaya çıkan bu desteğin aslında temelinde Avrupa’nın Rusya-Ukrayna savaşı ile beraber kendisini soktuğu enerji krizinin yanına bir de enerji dönüşümü hülyasının getirdiği ek maliyetler nedeniyle artık en kökten savunucularının bile canını yakar hale gelmiş olması yatmakta bana göre.

Tabi ki ben sadece “The Enpowerment Alliance” gibi şaibeli bir grubun söylemlerini dikkate alacak değilim. Ummadık şekilde Council for Foreign Relations (CFR) da ‘İklim Gerçekliği Girişimi’nde temel olarak ABD’nin hangi siyası partinin kontrolüne girerse girsin rekabetçi kalacağı, iklim değişikliği kaynaklı risklerin daha iyi yönetildiği bir “iklim gerçekliği” resmi çiziyor. The Enpowerment Alliance’a göre daha ılımlı bir dil kullanılsa da bence CFR’ın söylemlerinde en dikkat çeken kısım iklim değişimini ispat etmenin zorlukları. Simple Stuff teoreminin mucidi Nobel Ödüllü Ekonomist William Nordhaus’u işaret ettikleri raporlarında farklı ekonomik modellerde iklim değişikliği kaynaklı GSYH kaybının %3 ile %85 arasında değişim gösterdiğini ve bunun iklim politikalarının haklılığını ispatlamak için çok da ikna edici bir aralık sunmadığını kendileri dile getiriyorlar. Aslında haklarını yemeyelim, bazı “uzman”lar, 3ºC’lik küresel ısınmanın Dünya’yı sonsuz bir 1929 Büyük Depresyonu içinde tutacağını iddia edecek kadar yaratıcı model ve sonuçlarla karşımıza çıkabiliyorlar. Karşılaştırmalarını yaparken yaratıcılık dozunu artırıyorlar ve iklim değişikliğinin bir sonucu olarak akademik başarıların da azalacağını çünkü çocukların daha sıcak şartlarda öğrenmekte zorlanacaklarını bile iddia ediyorlar. Sonuna kadar okuduğum bu muazzam raporun sonuç cümlesi de çok etkileyici; ‘Bu modellerin gelecekteki kayıpların büyüklüğünü değerlendirmedeki olası başarısızlığı, ileride ortaya çıkabilecek felaket boyutundaki kayıpları doğru bir şekilde değerlendirmeden, zararlı kirliliği durdurmanın maliyetine çok dar bir açıdan odaklanma ihtimalini gündeme getiriyor.’ Anladığım kadarıyla diyor ki “bu modellerin hepsi aslında çok iyimser, ya her şey daha da kötü olursa?”

Tahammül sınırlarımı zorlayan bu iki “ABD merkezci” iklim krizi analizinin birbirinden ayrı gibi görünen ama aslında birbirine çok benzeyen yapısında benim satır aralarında okuduğum tek şey “iklim krizi dediğimiz şeyin ne olduğu, sebebi ve çözüm yollarının tanımı, kimin bundan ne kadar nemalandığı ile doğru orantılı”. Üzerinde uzlaşılmış bir senaryo modeli bile olmayan -ki modellerin %3 ve %85 gibi muazzam bir aralıkta sonuç verdiğini de düşününce hangi birisine güveneceğini şaşırırsın- bu “sanal” sorunumuzun küreselliği de tuttuğun yerden elinde kalıyor. Manik depresif bir profili var bence bu iklim krizi olayının; bazen her şey çok karamsar, bazen de aslında o kadar da kötü değil ve hatta The Enpowermen Alliance’a göre tarımda üretim artırıcı iyi tarafları bile var.

Dünya’nın şu an çok daha büyük sorunları var aslında. Üzerinde düşünmeye çok değer görmediğimiz yığınla gerçek, bugünü ilgilendiren, ve belki de gerçekten ‘küresel’ sorunlar çoğu. Nur topu gibi fabrikasyon yeni sorunlara ihtiyacımız olmayacak kadar ciddi sorunlarımız var aslında tüm Dünya olarak. Yaşadığımız bu gezegende son 50 yıldır bir türlü bitmeyen açlık, hastalık, savaş ve nice sayısız sorunumuz var. Ama belki de iklim krizi ile uğraşmak daha seksi geliyor.

Temelinde benim karşı çıktığım konu tam da CFR’ın da çaktırmadan söylemeye çalıştığı ama işine geldiği gibi kaleme aldığı ‘ya bütün hesaplamalarımız yanlışsa?’ sorunsalı. Uğruna tüm yaşantımızı baştan aşağı değiştirmeye çalıştığımız bu iklim krizi sorunsalı ya tahmin ettiğimiz kadar büyük bir kriz değilse? ‘Tahmin ettiğimiz’ diyorum çünkü ‘hesaplayabildiğimiz’ diyecek kadar ne elimizde veri var, ne elimizdeki verilerin doğruluğunu hesaplayabilecek durumumuz, ne de bütün bu verileri gerçekçi şekilde çalıştırabileceğimiz modellerimiz var. Sorunun kaynağını söyleyebilecek kadar bile veriye, ilime ve modelleme becerisine sahip olmadığımıza vücudumun her hücresine kadar inanıyorum. Altına imzamı her türlü atacağım bu tezlerimi yazarken, benim modelleme yapan, yer bilimleri eğitimi almış, enerji ve iklim piyasaları ile her gün iletişimde olan bir profilde olduğumu da dikkate alarak yazıyorum. Karar almadan önce en ince ayrıntısına kadar ortaya konulan tez ve antitezleri, ve bunlar için kullanılan tüm yöntem ve içerikleri incelemek gibi bir huyum olduğu için de bu söylediklerimi yazarken vicdanım da rahat. Tabi ki gönül isterdi ki vicdanımız önümüze çıkan her konuda rahat olsun. Irk, dil, din, inanç vb. demeden herkesin huzur içinde yaşayabildiği ve geleceği parlak bir Dünya’nın varlığı için ihtiyaç olan tek şey ideolojik saplantılardan ve ekonomik çıkar gruplarının etkisinden arındırılmış, şeffaf ve dürüst bilimsel zeminde yapılan analiz ve tartışmalar. Rasyonellikten bu kadar uzaklaşılmış bir Dünya’daki gerçek sorunlardan en büyüklerinden birisi belki de bu yazının tüm cümlelerinin ilk harflerinde gizlenmiştir.

Selamlarımla.

Authors

BENZER YAZILAR

En Popüler