Irak’ın petrol devri, 15 Ekim 1927’de Kerkük’teki Baba Gurgur sahasının keşfiyle başladı. Ticari üretim ve ihracat ise 1934 yılında, Kerkük sahasını Akdeniz limanlarına (Trablus ve Hayfa) bağlayan Irak-Akdeniz boru hattı sisteminin tamamlanmasıyla mümkün oldu.
İsrail’in kuruluşu ve ardından yaşanan Arap-İsrail savaşı nedeniyle Hayfa hattı 1948’de devre dışı bırakıldı. Yerine, Suriye’deki Banyas limanına uzanan ve 1952’de işletmeye alınan hat geçirildi. Aynı dönemde Irak, Basra Körfezi’ndeki terminal kapasitesini artırarak güney ihracat koridorunu güçlendirdi. 1976’da Irak-Türkiye Boru Hattı’nın devreye girmesiyle Ceyhan üzerinden yapılan ihracat da önem kazandı.
İran-Irak Savaşı sırasında Basra Körfezi’ndeki güvenlik riskleri artınca Irak, Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı Petrol Boru Hattı’na (Petroline) bağlanan IPSA hattı üzerinden Kızıldeniz’deki Yanbu limanına da erişim sağladı. Fakat bu koridor yalnızca 1985-1990 arasında kullanılabildi.
Görünüşte oldukça çeşitlendirilmiş bu ihracat sistemi fiiliyatta bekleneni veremedi. Hepsinde sorunlar yaşadı.
Trablus ve Banyas hatları sabotajlara, savaşlara, transit ücretleriyle ilgili anlaşmazlıklara ve siyasi gerilimlere maruz kaldı. Suriye’nin İran’dan yana tavır alarak Saddam Hüseyin yönetimiyle çatışması üzerine Kerkük-Banyas hattı 1982’de kapatıldı. Hat, ABD’nin Irak’ı işgali sırasında yeniden ağır hasar gördüğü için 2003’ten beridir devre dışı.
Türkiye koridoru da zaman içinde problemler yaşadı. Hattın Irak ayağındaki bazı bölümlerin 2013-2014 yıllarında zarar görmesi ihracatı fiilen durdurdu. Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin 2013 sonunda kendi boru hattını devreye alarak Kuzey Irak petrolünü Irak sınırındaki Fişhabur’da Irak–Türkiye sistemine bağlayıp Ceyhan’a ulaştırması siyasi ve hukuki bir tartışma başlattı. Sonrasını zaten biliyorsunuz.
Irak’ın gözüne kestirdiği bir diğer alternatif ihracat güzergâh projesi de Ürdün üzerinden Akabe limanına çekilebilecek bir petrol boru hattıydı. Hatta bunun için 2013’te Irak ve Ürdün, Basra’dan başlayıp batı Irak’taki Haditha üzerinden Ürdün’ün Kızıldeniz limanı Akabe’ye uzanan bir petrol boru hattı için anlaşma imzalamıştı. Ne var ki, bu proje defalarca raf ile masa üzerinde gelgit yapmaktan ileri geçememişti.
Hürmüz Krizi Sonrası Yeni Arayışlar
28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasının ardından Hürmüz Boğazı’nda başlayan kriz, Irak’ın alternatif ihracat güzergâhlarını yeniden gündeme getirdi. Kriz öncesinde günde yaklaşık 3,5 milyon varil petrol ihraç eden Irak, mevcut hatların ve eski projelerin yeniden değerlendirilmesine yöneldi.
İlk somut adım karayoluyla atıldı. Irak’tan Suriye’nin Banyas terminaline fuel-oil taşınmaya başlandı. Benzer bir trafikte Basra ile Kerkük arasında ham petrol taşımacılığında yaşanıyor. Ancak tankerler, boru hattının yerini ancak boru hattı yapılana kadar tutabilir. Lojistik çözüm değil, hareket hâlindeki bir acil durum planı olurlar.
Temmuz ayından beridir bu konuda harıl harıl bir çalışma gözlemliyoruz. Harıl harıl çalışanlar listesinin baş sıralarında yer alan kişilerden biri de ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Irak-Suriye özel temsilcisi olan Tom Barrack. Okumaya devam edin.
4 Temmuz 2026: Irak Bakanlar Kurulu, Basra Petrol Şirketi’nin stratejik petrol ihracat boru hattı projelerini incelemek üzere ABD şirketleri Treasury International Capital (TI Capital TI) ve Chevron ile Katar merkezli UCC Holding’in (UrbaCon Trading & Contracting Company) dahil olduğu bir konsorsiyumla bir ön anlaşma ve gizlilik sözleşmesi imzalamasını onayladı. Konsorsiyum, Basra-Haditha-Kerkük-Ceyhan ve Basra-Haditha-Banyas güzergâhları da dâhil olmak üzere önerilen rotaları karşılaştıran teknik ve mali fizibilite çalışmaları hazırlayacak. Kabine, söz konusu anlaşmaların Irak Petrol Bakanlığı açısından herhangi bir mali ve sözleşme yükümlülüğü doğurmayacağını belirtti. Basra-Haditha hattı bu iki koridorun omurgasını oluşturuyor. Haditha’dan Ürdün’ün Akabe limanına da bir kol uzatmak mümkün tabii ki.
14 Temmuz 2026: Irak Başbakanı Ali el-Zeydi, Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya geldi. Bu ziyaret sırasında Irak, 48 anlaşma, mutabakat zaptı, iş birliği anlaşması ve ortaklık bildirgesi imzaladığını duyurdu. Belki dikkatinizi çekmiştir. Daha önce siyasi deneyimi olmayan bir iş adamı olan El-Zeydi, Trump’ın İran destekli aday Nuri el-Maliki’nin seçilmesi halinde Irak’a yaptırım uygulanacağı tehdidinin ardından atanmıştı. El-Zeydi, Nisan sonunda Irak başbakanı olarak aday gösterildiği andan itibaren tek bir önceliğe sahip görünüyor: ABD Başkanı Donald Trump’ı etkilemek.
15 Temmuz 2026: Ürdün devlet televizyonu, Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ile Irak Başbakanı Ali El Zaidi’nin, Tom Barrack’in da katıldığı bir toplantıda Basra–Akabe projesinin ilerletilmesi hakkında görüştüklerini duyurdu.
17 Temmuz 2026: Irak ile Suriye arasında iki mutabakat zaptı imzalandı. Bunlardan biri Irak’ın Basra Petrol Şirketi ve Suriye Petrol Şirketi tarafından Kerkük–Banyas ham petrol boru hattının yıllık operasyonel kapasitesinin başlangıçta günlük 2 milyon varil olacak şekilde rehabilite edilmesi amacıyla, diğeri ise projeye yönelik teknik ve mali çalışmaların hazırlanması ve uygulama çerçevesinin oluşturulması amacıyla Suriye Petrol Şirketi ile Chevron, UCC Holding ve TI Capital’dan oluşan uluslararası bir konsorsiyumla imzalandı.
ABD Dışişleri Bakanlığından aynı gün yapılan açıklamada, Irak ile Suriye’nin, ikili ve bölgesel stratejik öneme sahip öncelikli bir altyapı projesi olarak Irak-Suriye ham petrol boru hattının rehabilitasyonu ve yeniden inşasını ilerletme yönündeki niyetinin memnuniyetle karşılandığını açıklandı. Ek olarak, bu projenin teknik ve mali boyutlarının hayata geçirilmesi amacıyla ABD öncülüğündeki uluslararası bir konsorsiyumun sürece dâhil olmasını memnuniyetle karşılandığı belirtildi.
17 Temmuz 2026 tarihinde bir başka önemli gelişme daha oldu. Amerikan ConocoPhillips, BP’nin Kerkük saha geliştirme projesi için kurduğu özel amaçlı şirketi olan BP Energy Company of Kirkuk Limited (BP ECKL)’te BP’nin %42 hissesini aldı. 28 Temmuz 2026’da TPAO da %15 hisse alma konusunda anlaştı. Belki hatırlarsınız, BP, 2025’te Irak hükümetiyle Kerkük’teki Baba–Avanah kubbeleri ile Bai Hassan, Jambur ve Khabbaz sahalarını kapsayan geliştirme sözleşmesini nihai onayla resmîleştirmişti.
25 Temmuz 2026: Irak Bakanlar Kurulu, Petrol Bakanlığının ConocoPhillips, (ABD’li yatırım firması) TI Capital ve (Ingiltere’de kurulu) Novaterra Energy’den oluşan bir konsorsiyumla bir mutabakat zaptı imzalamasına yetki verdi. Mutabakat zaptı, aynı zamanda Batı Irak’taki Akkas sahası (ki Suriye sınırına yalnızca 30 km mesafede olan bu saha Irak’ın en büyük doğal gaz sahalarından biridir) ve çevresindeki alanların keşfi ve geliştirilmesini kapsayan görüşmelere olanak tanıyacak.
Ağustos ayı başında Suriye Petrol Şirketi CEO’su Yusuf Kablawi, bir basın toplantısında, Irak-Suriye boru hattı sözleşmesinin sonuçlandırılması için müzakerelerin başladığını ve üç ay içinde tamamlanmasını, ardından mühendislik, tedarik ve rehabilitasyon çalışmalarının en fazla üç yıl sürmesini umduğunu ifade etti. İlginç olan şey ise projenin kapasitesinin 1.5 ile 2 milyon varil/gun olacağını söylemesi. Herhalde Suriye kısmını kast etmiyordu ama öyle anlaşıldı.
Şimdi kısa bir değerlendirme yapalım.
Planlanan Basra-Haditha hattı, Irak’ın güneyindeki ana petrol sahalarından üretimi Haditha’ya taşıyacak. Günlük 2,25 milyon varil kapasiteli olması öngörülen hat, mevcut Stratejik Boru Hattı’nın güzergâhını izleyecek ve büyük ölçüde onun yerini alacak. Projenin yaklaşık 5 milyar dolara mal olması ve tamamlanmasının dört yıla kadar sürmesi bekleniyor.
Irak, projeyi Çin ile yaptığı China Export & Credit Insurance Corporation kredi anlaşmasına dahil etmişti. Sonrasında Irak Bakanlar Kurulu, projenin uygulanmasını desteklemek amacıyla BOC ile KBR arasında bir danışmanlık sözleşmesini onaylamıştı.
Haditha’dan sonra iki temel seçenek bulunuyor: Ya Irak-Türkiye Boru Hattı aracılığıyla Ceyhan’a bağlanacak ya da Suriye’nin Banyas limanına kadar uzatılacak.
İlk seçenek, 2014’te IŞİD saldırılarıyla ağır hasar gören Kerkük-Fişhabur hattının yeniden inşasını gerektirecek. İkinci seçenek ise başlangıçta günlük 700 bin varil kapasiteye sahip olan Kerkük-Banyas hattının yeniden işler hâle getirilmesini gerektirecek. Muhtemelen kapasitesinin artırılması da söz konusu olacak.
Kerkük-Banyas boru hattı projesiyle yalnızca ABD’li şirketler ilgilenmiyor. Fransız petrol şirketi Total de projeye ilgi gösteriyor. Şirketin CEO’su Patrick Pouyanné’nin Suriye devlet televizyonuna yaptığı açıklamalar ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un temmuz ayında Suriye’ye gerçekleştirdiği ziyarette Pouyanné’yi beraberinde götürmesi, projenin Avrupa açısından da yakından izlendiğini gösteriyor.

Irak Petrol Bakanı Bassem Khudair, 8 Ağustos’ta Hürmüz Boğazı’nı bypass edecek yeni boru hatları ve ülkenin iç petrol şebekesinin yenilenmesi için en az 15 milyar dolarlık yatırım gerektiğini söyledi. Irak’ın mart ayından bu yana kaba bir hesapla yaklaşık 25 milyar dolar kaybettiği dikkate alındığında, bu rakam yüksek olmakla birlikte stratejik alternatiflerin maliyeti açısından çok da şaşırtıcı değil.
Ticaretin ötesindeki şeyler
Chevron, UCC Holding ve TI Capital konsoriyumu bu iki kritik güzergahı (Ceyhan veya Banyas’a veya bakarsınız her ikisine de) entegre teknik ve finansal açıdan karşılaştıracak. Yapılan çalışmaların Irak Petrol Bakanlığına doğrudan mali yük getirmemesi öngörülüyor.
Temmuz ayından beri bu gelişmeler yaşanırken benim dikkatimi TI Capital cekti. 15 Haziran’da Bağdat’ta Tom Barrack (yukarıda bahsettiğimiz Tom Barrack) ile Irak Başbakanı Ali Falih el-Zaidi arasında yapılan görüşmenin ardından dikkatimi çekmişti. 16 Haziran’da yayımlanan ortak açıklamada, Bağdat’ın “Kerkük-Baniyas Boru Hattı’nı hayati bir petrol ihracat güzergahı olarak yeniden canlandırmak için TI Capital ile bir mutabakat zaptı imzalaması” gerektiği vurgulanmıştı. Bakarsınız, Akkas sahasındaki gazın ihracı için rotalar da gündeme gelebilir.
TI Capital’in kurucusu Ziad Ghandour, Tom Barrack’ın eski iş ortağı. Daha doğrusu 2020-2021 yıllarında Falcon Acquisition Corporation (Falcon Peak Acquisition Corporation olarak da bilinir) adlı özel amaçlı bir satın alma şirketinde iş ortaklarıydılar.
Irak petrolünün dış piyasalara ihracı için geliştirilen alternatif güzergâhlar konusundaki gelişmeleri hep birlikte takip etmeye devam edeceğiz. Ancak öyle ya da böyle, Suriye ve/veya Türkiye hattı bir şekilde gerçekleştirilecek ve Irak petrolü Akdeniz’e taşınacak. Ama şöyle de bir pürüz var: Irak petrolünün müşterilerinin çoğu Asya’da. Yani Akdeniz’e getirilen petrol Süveyş Kanalından geçemezse Afrika kıtasını dolaşmak zorunda kalacak. Bu durum taşıma süresini en az üç hafta uzatacak ve maliyetleri artıracak. Dolayısıyla boru hattının Ceyhan’a, Banyas’a veya Akabe’ye ulaşması tek başına yeterli değil. Asıl mesele, petrolün bu limanlardan hangi pazarlara, hangi maliyetle ve hangi güvenlik koşulları altında taşınacağı.
Ne var ki, boru hatları yalnızca ticari mantıkla veya hesaplarla şekillenmez, inşa edilmez. Çoğu kere jeopolitik dinamikler tarafından belirlenir. Boru hatları petrol ve gazın sınırlar arasındaki akışını düzenler. Ancak ulusal güvenliği, diplomatik ilişkileri ve stratejik ittifakları etkiler. Üreticiler, transit ülkeler ile tüketiciler arasında uzun vadeli bağımlılıklar yaratır. Bu nedenle bir hattın kârlılığı arz, talep ve fiyatlar kadar siyasi istikrara, diplomatik ilişkilere ve bölgesel güç dengelerine de bağlıdır.
Bir gün ormanda araştırma yapan Fizikçi, Matematikçi, Kimyacı ve Jeolog yağmura yakalanmışlar. Hemen yakınlarındaki bir orman evine giderek yardım istemişler. Ev sahibi misafirlerine ikram hazırlamak için mutfağa geçmiş.
Bu sırada ekiptekilerin gözüne evdeki soba takılmış. Soba yerden bir metre kadar yukarı konularak, altına taşlarla destek yapılmış. Bunu gören ekiptekiler bu konuda kafa yormaya ve yorumlamaya başlamışlar.
Kimyacı, “Adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış” der.
Fizikçi, “Adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş” diye yorumlar.
Jeolog, “tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan sobanın taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangın ihtimalini azaltmayı amaçlamış.” der.
Matematikçi, “Sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış.”
Derken, ev sahibi içeri girer. Hep birlikte ona sobanın böyle yukarıda olmasının nedenini sorarlar. Adamdan çok farklı bir cevap gelir: Boru yetmedi!
Demem o ki; Basra-Haditha hattı ortak omurga olarak öne çıkarken, Ceyhan, Banyas ve Akabe seçenekleri birbirini dışlamayabilir. Mesele jeopolitik, ticari veya teknik olmaktan çok daha basit olabilir. Nedenini anlamaya çok kafa yormamak gerekir, bazen sadece boru yetmez.
Kalın sağlıcakla.
