Cuma, Nisan 17, 2026
Ana SayfaDoğalgaz Önce Covid Şimdi Hürmüz, Ya Sonra?

 Önce Covid Şimdi Hürmüz, Ya Sonra?

İçerisinden geçtiğimiz dönem, tüm dünyada yeni dengelerin kurulmaya çalışıldığı bir geçiş sürecini göstermektedir. Başta enerji olmak üzere, kabul görmüş tüm ezberler bozulmakta ve yeni dünya düzeninin doğum sancıları tecrübe edilmektedir. Üzücü olan, bu değişim ve dönüşümün uluslararası bir mutabakatla adil ve dengeli olması yerine, insan hayatının hiçe sayıldığı, doğruyla yanlışın birbirine karıştığı kara bir düzende gerçekleşmesidir.

Tüm ülkelerin el birliğiyle büyüttüğü kuralsızlığın önüne geçmeyi amaçlayan, uluslararası kuruluşlar atıl bir hâle dönüşmüş ve en önemli fonksiyonlarını yerine getirememişlerdir. Ülkemiz ise  bu üzücü ve yıkıcı dönüşüm sürecini, millî çıkarlarımız doğrultusunda, “Yurtta sulh cihanda sulh” ilkesi çerçevesinde, başta enerji diplomasisini önceleyerek yönetmeye çalışmaktadır.

Enerjide dışa bağımlılığımız, ekonomimizin en temel sorunlarından bir tanesidir. Bu sorunu çözebilmek adına Cumhuriyet tarihi boyunca kapasitemizi geliştirmeye ve yerli enerji kaynaklarını ekonomiye kazandırmaya çaba sarf ettik. Büyüyen ekonomimizle birlikte artan enerji ihtiyacımızı karşılayabilmek adına birçok makro planı uygulamaya çalıştık.

Enerjide dışa bağımlılığı azaltma amacı, siyaset üstü bir kavram olup milletimizin geleceğine ışık tutmak adına birçok parametreyi içerisinde barındırmaktadır. Birincil enerji kaynaklarının, başta petrol ve doğal gaz olmak üzere aranması ve üretilmesi bu sürecin ana omurgasıdır. Aynı zamanda rüzgâr, güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve bu kapsamdaki yatırımların ivedilikle hayata geçirilmesi diğer öncelikli hususlardandır.

Başta doğal gaz olmak üzere arz güvenliği perspektifiyle kaynak çeşitliliği yaratılmış olması enerji portföyümüzü güçlü kılmaktadır. Sahip olduğumuz yer altı doğal gaz depolarının kapasitelerinin artırılmasına yönelik yatırımlar en önemli önceliklerimiz arasındadır. Tüm yurdu kapsayan doğal gaz iletim hattımız, bu hattı besleyen tesislerimiz, FSRU üniteleri ve  uzun dönem LNG anlaşmalarımız doğal gaz tedariğimiz açısından büyük bir fonksiyonu yerine getirmektedir.

Paydaşı olduğumuz uluslararası petrol ve doğal gaz boru hatları, sadece ülkemiz için değil, yakın coğrafyamızdaki tüm ülkeler için de kıymetli yatırımlardır. Bugünden yarına emre hazır hâle getiremeyeceğimiz bu yatırımlar, enerji kapasitemizin çeşitlenmesini ve güçlenmesini sağlamıştır.

Ülkemizin kapasitesinin geliştirilmesi açısından yerli-yabancı, kamu-özel ayrımı olmaksızın tüm paydaşlar, milli menfaatlerimiz  doğrultusunda ve TC Enerji Ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızın  önderliğinde faaliyetlerini sürdürmektedir.

Yerli ham petrol ve doğal gaz arama süreçlerinin ve yatırım döneminin barındırdığı riskleri ve yüksek maliyeti hepimiz biliyoruz. Bu uzun süreçte, son dönemde millî kuruluşumuz TPAO önderliğinde bir başarı hikâyesi ortaya koyuyoruz. Sakarya gaz sahasının keşfi ve bu keşfin çok kısa sürede üretim aşamasına geçmesi, tüm dünyada ve özellikle Karadeniz bölgesinde faaliyet gösteren ülkelerin ve yatırımcıların dikkatini çekmiştir.

Bu projenin devam eden aşamaları, başta milletimiz olmak üzere tüm paydaşların menfaatine olacaktır. Uzun dönemdir karasal alanlarda küçük çaplı keşifler gerçekleşmekteydi; ancak Gabar sahasının keşfi büyük ölçekli bir üretim performansına dönüşmüş ve ülke ekonomisinin kılcal damarlarına bu petrol akışı sağlanmıştır. Şüphesiz ki bu pozitif performans, yeni yatırımların ve arayışların önünü açmıştır. Daha büyük ölçekli keşiflere ihtiyaç duyduğumuz ortadadır.

Ülkemizdeki arama ve üretim faaliyetleri yoğun bir şekilde devam ederken, saha servis hizmetleri de bu tempoya ayak uydurarak önemli başarılara imza atmaştır. Geldiğimiz noktada edindiğimiz tecrübe, bilgi seviyesi, mühendislik uygulamaları ve sahip olduğumuz filomuz ülkemiz sınırlarını aşmaktadır.

Edindiğimiz tecrübenin sahip olduğumuz imkanlarla farklı ülkelerdeki projelerde kullanılması yeni fırsatlar ve yatırımlar açısından kaçırılmaması gereken fırsatlar barındırmaktadır. Bu manada yapılan anlaşmalar, iş birlikleri ve ortak projeler, farklı ülkelerle ve özel sektör petrol devleriyle yatırımlar yapabilmemize imkân sağlamaktadır.

Ürettiğimiz her bir varil petrol ve her metreküp doğal gaz, ister ülkemiz sınırlarında ister farklı coğrafyalarda olsun, dış ticaret açığımızı azaltan çok olumlu etki yaratmaktadır.

Arz güvenliğimizin sağlanması adına başta BOTAŞ olmak üzere uzun dönemli LNG anlaşmaları kamu ve özel sektör şirketleriyle yapılmakta, kaynak çeşitliliği yaratılarak esneklik sağlanmaya çalışılmaktadır.

1970’li yıllarda keşfi yapılan kuyulardan bugün hâlâ damla damla  da olsa ham petrol üretmeye devam ediyoruz. Aynı şekilde 1990 sonrası özellikle Trakya’da üretilmeye başlayan doğal gaz da her gün boru hatlarında dolaşmaktadır. Bu perspektifle Sakarya gaz sahasındaki doğal gaz keşfi de gelecek nesillerimiz için kıymetli bir kaynak olarak ekonomiye katkı sunmaya devam edecektir. Gabar sahasındaki ham petrol üretimi de uzun yıllar bölgemiz ve ülkemiz için değer yaratacaktır.

Hürmüz Boğazı’nda yaşanan ve farklı şekillerde devam edeceği aşikar olan bu kara düzen başta enerji olmak üzere ekonomilerde kırılganlıklar yaratmaya devam edecektir. Böyle olağanüstü zamanlarda sahip olduğumuz ve geliştirdiğimiz kapasitenin ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkmaktadır.

Dışa bağımlılığımız ne kadar yüksek olursa olsun, ürettiğimiz her katre petrol ve her metreküp doğal gaz direncimizi artırmaktadır. İklim değişikliği, çevre duyarlılığı ve iş-işçı sağlığı-güvenliği gibi ana prensiplerden taviz vermeden  yerli enerji kaynaklarımızın ekonomiye kazandırılması adına mücadeleye kamu-özel ayrımı olmaksızın devam ettirmeliyiz.

Daha önce de belirttiğim üzere, siyaset üstü kalması gereken enerji denklemi birkaç nesli içine alacak kararları barındırmaktadır. Kerkük-Ceyhan boru hattının varlığı ve fonksiyonu, sadece iki ülkenin değil değişen koşullarla , bir bölgenin kurtarıcısı olabilmektedir. İşte Sakarya gaz sahası da maliyeti ve teknik tartışmaları bir tarafa bırakılarak bölgenin ve ülkemizin geleceği açısından son derece kıymetlidir..

Enerji yatırımlarında anlık ve konjonktürel reflekslerden uzak, soğukkanlı ve geleceği yöneten ortak bir akıl sergilemeliyiz. Karşılaştığımız savaşlar ve sorunlar, enerji ihtiyacının giderek arttığı bu dünya düzeninde sona erecek gibi görünmemektedir. Artan elektrik ihtiyacı enerji özelinde yeni stresler, sorunlar ve çatışmalar yaratacaktır.

Geçmişten aldığımız tecrübe, geliştirdiğimiz kapasite ve geleceğe yön verecek ortak akılla yapılan yatırımlar milletimizin menfaatlerini önceleyerek , ülkemizi daha dirençli bir seviyeye taşıyacaktır.

Yerli üretim, yerli üretim, yerli üretim…

 

Authors

BENZER YAZILAR

En Popüler