EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz Gaziantep Enerji Zirvesi’nde konuştu. “Hangi piyasada olursa olsun Türkiye’nin enerjisine yatırım yapan, gücüne güç katan kimse kaybetmez” diyen Yılmaz şunları söyledi:
Hepinizin malumu olduğu üzere destansı bir mücadele ile kurulan ve her türlü tehdidi bertaraf ederek bugünlere ulaşan cumhuriyetimizin artık ikinci yüzyılındayız.
Dünyaya şöyle bir baktığımızda; bir asır önce hayal dahi edilemeyenlerin gerçeğe dönüştüğü, insanın konfor alanının hızla genişlediği ancak teknolojik ilerlemenin küresel huzuru ve refahı beraberinde getirmediği bir dönemi yaşıyoruz. Çatışmanın, katliamların ve yıkımların her geçen gün daha da arttığı bir dönem bu.
Dünyada yaşanan en büyük adaletsizliklerin odağında ise ne yazık ki enerji mücadelesi yer alıyor. Adil paylaşıldığında bütün dünyaya nesiller boyu yetecek kaynaklar insanoğlunun güç hırsının bir aracı haline gelirken; bir damla petrol artık sadece bir damla kandan değil binlerce insanın hayatından daha kıymetli görülüyor.
Ancak sayın Cumhurbaşkanımızın Karadeniz’de; Türkiye tarihinin en büyük doğal gaz keşfini açıkladığı gün söylediği bir sözü bu vesileyle hatırlatmak istiyorum… “Biz hep önce insan… Önce kardeşlik, hak, hukuk ve adalet dedik. İnsanlık bizde, petrol onlarda kalmış olabilir. Rabbimiz bize görülmedik zenginlikte kapılar açtı, inşallah açmaya da devam edecektir. Çünkü artık bu alanda en üst lige çıkmış bir Türkiye var.”
Sayın cumhurbaşkanımızın bu sözleri bizler için… bütün enerji sektörümüz için; daima yol gösterici bir rehber olacaktır.
Bugün sınırlarımızdan biraz uzaklaşıp küresel enerji projeksiyonlarına baktığımızda önceliklerin, dengelerin ve stratejilerin hızla değiştiği bir süreçten geçtiğimizi söylemek mümkündür.
Enerjide sıklet merkezinin batıdan doğuya kayması, iklim değişikliği kaynaklı baskılar, elektrik talebinin hızlı artışı, dijitalleşme ve siber güvenlik endişeleri bu sürecin temel belirleyicileri arasında yer alıyor.
Küresel elektrik talebindeki artışın önümüzdeki yıllarda hızlanmaya devam etmesi, mevcut politikalarla her yıl küresel elektrik kullanımına Japonya’nın talebine eşdeğer bir talep eklenmesi öngörülmektedir.
Diğer taraftan, Avrupa Birliği, Yeşil Mutabakat ile 2050 yılında “karbon-nötr ilk kıta” olma hedefini ortaya koyarken, 2030 itibariyle enerji tüketiminde yenilenebilir enerji payının en az %42 buçuğa çıkarılmasını ve enerji tüketimini de %11,7 oranında azaltmayı hedeflemektedir.
Bu hedefler temiz enerji dönüşümünün benzeri görülmemiş bir hızla ilerleyeceğini bizlere göstermektedir. Sayın bakanımız da geçtiğimiz günlerde ülkemizin yenilenebilir enerjide 2035 yol haritasını kamuoyu ile paylaştı.
Rüzgar ve güneşte mevcut kurulu gücümüzü 4 katına çıkararak 120 bin MW hedefine ulaşmak ve 80 milyar dolarlık üretim yatırımını ülke ekonomimize kazandırmak kamu özel sektör işbirliğinde elbette başarabileceğimiz bir hedeftir.
Bu vizyon, sadece üretim yatırımlarıyla da sınırlı değildir. Daha fazla yenilenebilir için şebekelerimizi de güçlendirmemiz, geliştirmemiz; daha esnek hale getirmemiz de gerekmektedir.
İşte depolamalı RES-GES’ler bu amaca matuftur ve yakın zamanda çıkaracağımız toplayıcılık düzenlemesi de bu amacı destekleyecektir.
Kendi öz tüketimini karşılamak amacıyla kurulan ve özellikle güneş enerjisi santrallerinin yaygınlaşmasına öncülük eden, lisanssız elektrik üretim santrallerinin kurulu gücümüzdeki payı bugün %15’e ulaşmıştır. Devam eden yatırımlar ve aynı bağlantı noktasında olan öz tüketime dayalı lisanssızlar için kapasite tahsisi metodu ile bu alanda da büyük bir sıçrama yapacağımıza inanıyorum.
Türkiye enerji sektörünün son 10 yılda özellikle yenilenebilir enerjide neleri başardığı düşünüldüğünde Sayın bakanımızın koyduğu hedeflere ulaşabileceğimize eminim.
Ben bu hedeflere inanmayanların da özellikle Gaziantep Büyükşehir Belediyemizi örnek almalarını tavsiye ediyorum… Hem 100 bin konutun enerji ihtiyacını güneşten karşılama hedefi çok önemlidir… Hem de 24 MW’ı güneş enerjisi olmak üzere toplamda 41 buçuk MW’lık yenilenebilir enerji kurulu gücüne sahip olmak sadece Gaziantep için değil tüm Türkiye için çok kıymetlidir. Ben bu vizyonunun tüm belediyelerimize de örnek olmasını bekliyorum.
Biliyorum ki bu zirvenin öncelikli gündem maddelerinden birisi de akaryakıt sektörümüz.
Malumunuz olduğu üzere akaryakıt piyasaları ülke ekonomilerinin değerlendirilmesi açısından belirleyicidir. Adil, şeffaf ve rekabetçi bir piyasanın varlığı, düzenlemelerin etkin ve vizyoner niteliği, yatırımcı güveni ve yatırım yapma hevesi akaryakıt sektörünün olmazsa olmazıdır.
Hamdolsun EPDK olarak Kanunu’nun verdiği görev ve sorumlulukları 20 yılı aşkın süredir başarıyla yerine getiriyoruz.
Bu süreçte ekonomik ve teknik olarak güçlü piyasa oyuncularından oluşan bir sistemi hayata geçirdik. Ve özellikle akaryakıt sektöründe uzun süre devam eden ve çözülmez denen sorunları geride bıraktık.
Bir zamanların önemli gündem maddelerinden biri olan akaryakıt kaçakçılığı sorunu; Cumhurbaşkanımızın liderliğinde sağlanan siyasi ve ekonomik istikrarla, kurumumuzca alınan teknik ve idari önlemlerle ve kolluk kuvvetlerimizin özverili çalışmaları neticesinde, bitme noktasına gelmiştir.
Bugün Türkiye’nin her ilinde Avrupa’nın en kaliteli akaryakıtı tüketicilerimizin hizmetine sunulmaktadır. Ancak ne yazık ki her sektörde kirli amaçlar peşinde koşan, piyasa yapısını bozmaya, zehirlemeye çalışan kişiler olabilir.
Akaryakıt kaçakçılığının farklı bir isimle vergi boyutu üzerinden yapılmasına karşı da mücadelemiz devletimizin tüm kurumları ile birlikte etkin şekilde sürmektedir. Ayrıca, istasyon dışı akaryakıt satışlarının kısıtlanması gibi birçok uygulama da bu önemli sorunun çözüme kavuşturulmasında önemli pay sahibi olacaktır.
Kurumumuzun vizyonunun yalnızca güncel sorunları çözmekle sınırlı olmadığı da muhakkaktır.
Yeni ve alternatif yakıtların, akaryakıt sektörünün geleceğinde çok önemli rolleri olacağını biliyoruz. Düzenlemelerimizi yaparken bu konuda sektörün önünü açmak ve gerekli yönlendirme görevini yerine getirmek asli önceliklerimiz arasındadır.
Hamdolsun Türkiye bugün dünyanın sayılı LPG pazarlarından birine sahip… İstasyon ve LPG’li araç sayısı bakımından da dünya lideri konumdadır.
6 milyona yakın otogazlı aracın yollarımızda bulunduğu bugüne dek gelen süreçte kurum olarak edindiğimiz tecrübeyi, küresel aktörlerle paylaşıyor, uluslararası LPG sektöründe adı anılan öncü ülkelerden biri olmaya devam ediyoruz.
Ama hikayenin sonunda değil henüz başındayız… Ve daha fazla yatırım daha, fazla istihdam, daha fazla ticaret hacmi için şüphesiz elbirliğiyle yapacağımız çok iş var.
Gaziantep’imizin güzel bir sözü vardır “aşa dökülen yağ ziyan olmaz”
Hangi piyasada olursa olsun Türkiye’nin enerjisine yatırım yapan, gücüne güç katan kimse kaybetmez.
Ben bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken Gaziantep Enerji Zirvesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
