Bir NATO Zirvesi daha rüzgâr gibi gelip geçti ama benim aklımda hâlâ neden Macron’un hep güneş gözlüğüyle dolaştığı kaldı. NATO’nun zirvesi ilgi alanımda olmadığı için böyle manasız bir detayla kendimi eğlendirdim ben de. Ha zirve ilgilendirmiyor dedim ama tam ortasında İran ve ABD arasındaki ateşkesin bozulması, karşılıklı saldırıların başlaması ve Trump Başkan’ın İran’a posta koyması ile işin beni ilgilendiren kısmı, Hürmüz’ün tekrar kapanması ile yönümüzü zirveye çevirdik.
Hürmüz açıldı, açılmadı derken yine ortalık karışınca haliyle piyasa heyecanını kaybeder gibi oldu ama zaten bu ön ateşkes döneminin güllük gülistanlık olmayacağı aşikâr olduğu için piyasada çok bir panik görmedik. Görmedik derken Hürmüz kaynaklı görmedik, tarihî bir olay yaşandı ve Rusya dizel ihracatına temmuz sonuna kadar kısıtlama getirdi. “Kısıtlama” diyorum, çünkü kâğıt üstünde bu tam bir yasak değil. Kendi içinde istisnaları barındıran bir kısıtlama ama muhtemelen fiziki karşılığının etkisi yasak ile aynı düzeyde olacaktır.
Şimdi ortalık bu kadar toz duman iken analiz yapmak çok da manalı olmuyor. Analiz yapmak tabii ki salt bir tarihsel korelasyon değil ama tarihte örneği olmayan bir olayın da etki analizini yapmak çok da olası değil. Şimdi elimizde zaman makinesi olsa da 2019 yılına gidip birisine Rusya 2026’da petrol ürünleri ithal etmeye başlayacak desek deli muamelesi görürdük. Bu arada bu zaman yolculuğunda 2019’daki birine pandemi ve kapanmaları da nasıl anlatırdık, onu da bilemiyorum.
Bu şaka gibi görünen olayın gerçeğe dönüşmesi piyasa açısından aslında analizi ve algısı çok zor bir durum. Rusya’nın dünya petrol ve petrol ürünleri balansında arzdan talep tarafına geçirilmesi öyle basit bir konu değil. Teknik açıdan çok kolay da değil. Bu nedenle şimdilik çok geçici olduğunu ümit ederek arz/talep balans tablolarımızda köklü değişiklikler yapmıyoruz. Ancak bu geçici olan durumun piyasaya verdiği çok derin sinyaller var.
Farkında mıyız bilmiyorum ama 2026 içerisinde petrol piyasasında hep varlığı teoride oluru olan ama pratikte olması imkânsıza yakın görünen iki olayı da yaşadık hem Hürmüz kapandı hem Rusya petrol ürünü ithalatçısı konumuna geçti. Hindistan’ın talebindeki daralmayı vs. saymıyorum bile. Şu an bir petrol analistinin tüm kâbusları aynı anda gerçekleşiyor aslında.
Hürmüz krizini aslında ucuz atlattık. Her zaman konuşulan “Hürmüz kapanırsa petrol fiyatları anında $200 olur” şehir efsanesinin gerçek olmadığını hep beraber yaşadık. Bunun temel sebebi de stokları kullanarak gelecekten borçlanmış olmamız oldu. Stratejik rezervler tam da böyle günler için dizayn edilmişti, sanki varoluş sebeplerinin hakkını verdiler. Ancak 2027 için petrol fiyatlarının bu rezervlerin yeniden dolmasının getireceği talep baskısı ile yüksek olması ihtimal dahilinde. Aslında düşünürsek böyle bir dönemde Rusya’nın ürün ihraç etmek yerine, düşen rafinaj kapasitesi nedeniyle ham petrol ihracatını artırması petrol fiyatlarını düşük tutacak gibi gelebilir. Fakat temel sorun, Rusya’nın petrol ürünleri tarafında arzdan talebe kayması, kendi rafinaj kapasitesinin de Ukrayna saldırıları nedeniyle daralması. Bu da büyük ihtimalle ürün fiyatlarını yukarı çekecek. Günümüz dünyasında petrol fiyatlarında maliyet değil, rafinerilerin net fiyatlandırmaları esas alındığı için bu durum beklenildiği üzere petrol fiyatlarını düşürmeyecek, muhtemelen daha da artıracak. Zaten ambargo vs. etkisini hiç katmıyorum bile.
Şimdi içinde bulunduğumuz bu kusursuz fırtına durumunda işler yavaş yavaş fiyatın seviyesinden de çıkıp, ürünün fiziken ulaşılabilirliği sorunsalına geliyor. Türkiye de bu durumda hem rafinerileri hem de ithalatçı şirketleri ile daha farklı ve yaratıcı stratejileri oluşturmak zorunda. Eski alışkanlıklar ile hareket eden şirketlerin hepsine büyük sürprizler kapıda. Daha geniş bakmak, daha uzun süreli stratejileri oluşturmak gerekiyor. Bunun için de dünyayı anlamak ve küresel petrol piyasasını iyi analiz edebilmek daha da önemli hale geliyor.
Doğru yerde, doğru zamanda, doğru ortaklar ile hareket edenlerin kazandığı, geri kalanların da birer birer eleneceği bir ticari ortama girdiğimizi resmen görüyoruz. Ha yukarıda daha önce hiç yaşanmamış şeylerden bahsederken unuttum, Aramco tarihinde ilk defa spot piyasaya ham petrol satışı yapmak için teklifte bulundu.
Her zaman sadece kontratlı satışlar yapan ve bununla da büyük gurur duyan Aramco’nun, petrol ürünü talebi konusunda karada ölüm yokmuş gibi görünen Rusya’nın bile şu duruma düştüğü bir ortamda kendini güvende görmek bence bir ilüzyon. Artık ortada bir seçenek pek yok. Rahmetli Barış Manço’nun da dediği gibi, NATO hendek, NATO deve ya atlarsın ya düşersin. Allah bize atlayabilmeyi nasip etsin.
Bu yazı vesilesi ile 7 Mayıs 2026’da vefat eden Barış Manço’nun eski davulcusu Hüseyin Cebeci Abim’e de Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânı Cennet, toprağı bol olsun.
Teşekkürler.
