Ülkemizin 2002 yılı başlarında 31 bin 840 MW olan kurulu gücü, 2024 Eylül ayı itibarıyla 110 bin 367 MW olarak gerçekleşmiştir. Enerji yatırımları ile birlikte ülkemiz 100 GW üstü kurulu güce sahip 14 ülke arasına girmiş oldu. Ülkemizde elektrik üretiminde ise 2000’li yılların başlarına göre yaklaşık 3 kat artış gözlenmiştir. Yine ülkemiz yenilenebilir enerji kaynaklı üretimde Avrupa’da 5. dünyada ise 12. sıraya yükselmiştir. 110 bin 367 MW’lık kurulu gücün kaynak bazlı dağılımına bakarsak, yüzde 29,2 HES, yüzde 22,4 doğal gaz, yüzde 13,6 GES, yüzde 11 RES, yüzde 10,4 yerli kömür, yüzde 9,4 ithal kömür, yüzde 2 BES, yüzde 1,5 JES. Peki bu kurulu güç için çalışan sayısı ve elektrik altyapısı büyüklüğü kabaca ne kadardır? 110bin 367 MW’lık kurulu güç için elektrik üretim tarafında yaklaşık 60 bin çalışan 210 bin MVA iletim trafo, 80 bin km iletim hattı, bin 300 trafo merkezi, iletimde çalışan 10 bin kişi, dağıtım tarafındaysa 200 bin MVA trafo gücü ve 130 bin çalışan ile kocaman bir üretim, iletim ve dağıtım gücü muhteşem değil mi? Yani dokunduğumuz anahtarın lambayı enerjilendirmesi, sanayide motorların çalışması, sokakların aydınlatması için 200 bin üzerinde enerji çalışanının emeği…Enerjinin büyüklüğünü ve evimize gelinceye kadar tüketilen 1 kWh enerji için ortalama 2,6 kW’lık bir üretim alt yapısı 36 metre kablo ve 10,34 kVA’lık trafo gücüne ihtiyaç vardır. Bilgisayarda ara yüz Google gibi düşünürsek elektrik iletiminde bu bana göre prizler ve elektrik anahtarlarıdır.
Dünyada enerji kaynaklarından diğer bir enerji kaynağına geçiş önceki dönemlerde 50 ile 100 yıl arasında iken, özellikle 2000’li yılların başlarından itibaren teknoloji değişim trendleriyle bu dönüşüm 20 yılın altına inmiştir. 2035 yılına kadar gerçekleştirilecek olan temiz enerji projeleri kapsamında Dünya’da yaklaşık 14 milyon kişiye yeni iş alanı oluşturulurken, fosil yakıtlarla iş imkanı olan yaklaşık 3 milyon kişi ise maalesef iş kaybı yaşamak zorunda kalacaktır. Tüm yazılarımda ve konuşmalarında kullandığım bir anekdot… 1881 yılında İngiltere Avam kamarasında konuşan Lord Kelvin der ki: “Beyler kendinize gelin dünyada fosil yakıtlar tükenmek üzere. Tek umudumuz rüzgar gülleri…” Bu konuşmanın üzerinden 144 sene geçmiş…(Dünya 4.5 milyar yaşında ve kömür yataklarının 60 milyon yılda oluştuğunu düşünürsek) (Günümüzde yaklaşık 800 milyon insanın hala enerjiye ulaşımı olmadığını düşünürsek). Enteresan bir bilgi daha! Dünya yüz ölçümünün sadece yüzde ikisinde büyükşehirler mevcuttur. Bu yüzde ikilik yüz ölçümünde dünya nüfusunun yüzde 60’ı yaşamakta, üretilen enerjinin yüzde 75’i tüketilmekte ve karbon salımının yüzde 80’i yapılmaktadır. Dünya enerji ajansı öngörülerinde küresel anlamda enerji talebinin 2035’te ise yüzde 20, 2060’ta ise yüzde 50’ye yakın artacağı belirtiliyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarında dünyada hızla düşen yatırım maliyetleriyle birlikle gelişen teknoloji ile verimliliğin artması, işleri kolaylaştırmaya başladı. İklim değişikliğinin yüzde 80’inin enerjiden kaynaklandığını biliyoruz. Ülkemizin cari açığının önemli bir bölümünün enerji ithalatından kaynaklandığını biliyoruz.
1 MW’lık yenilenebilir enerji yıllık 100 bin USD cari açığımızı azaltmaktadır. 1 MW RES elektrik enerjisi üretilirken doğaya 648.2kg, 1 MW HES elektrik enerjisi üretilirken doğaya 570,6 kg daha az karbondioksit salınıyor. Dünyada 2020’li yılların başlarından itibaren inşa edilen enerji santrallerinin yüzde 90’ı temiz enerjili santraller. Fosil yakıtlı santraller ise yüzde 10 civarında kaldı. Yenilenebilir enerji santrallerindeyse açık ara güneş santralleri önde. Rüzgar ve güneş santrallerinin küresel elektrik üretimde ki payı yüzde 20’lere ulaştı. Bu oran bizde yüzde 24’lere geldi. Ülkemizde yenilenebilir enerjinin oranı yükseldikçe elektrik faturalamızın düşeceği görülecektir. Ülkemizin enerjisinin yüzde 68’lik kısmı ithal fosil yakıtlarından… 2022 yılında enerjiden kaynaklanan cari açık 100 milyar USD, bu rakam 2023 yılından yaklaşık 70 milyar USD civarında. 2024 yılında ise ülkemizin enerjisinin yüzde 60’ı yenilenebilir enerji, yüzde 40’ı fosil yakıtlarından üretildi. 2035 yılı için bu oran yüzde 70 yenilenebilir enerji yüzde 30 fosil yakıtlar olarak belirlenmek istenmektedir. 21 Ekim tarihinde, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanımız Sayın Alparslan Bayraktar Bey, enerji dönüşümü ve yenilenebilir enerji 2035 lansmanında yeni yol haritasını İstanbul’da açıkladı. 2005 yılında HES+RES yüzde 33 olan yenilenebilir enerji oranı 2015 yılında yüzde 43’e 2024 yılındaysa yüzde 59’a yükselmiştir. Güneş ve rüzgarda hali hazırda 30 bin MW olan kurlu gücümüzün 2035 yılına kadar dört kat artarak 120 bin MW’a ulaşması hedeflenmektedir. Her yıl 2 bin MW’lık YEKA ihaleleri ile RES ve GES yatırım potansiyeli en üst seviyeye çıkartılmak istenmektedir. Ülkemizi doğudan batıya saracak yaklaşık 14 bin 700 km uzunluğunda HDVC hatlarla enerji üretimi iletebilecek ve yeni bir şebeke dizayn edilecektir. Tüm yatırımların toplamı 108 milyar USD civarında olacaktır. 2050 yılında dünyada ülkelerin net sıfır emisyon hedefleri mevcut. Bu hedeflere bakıldığında yenilenebilir enerjinin payının yüzde 50’leri geçmesi gerekiyor. Bunun olması içinde öncelikle Küresel ekonomi ve politik gerginliklerden uzak durulması gerekiyor. Çünkü bu durumlar enerji sektörünün maliyet ve yatırım tutarını direkt etkiliyor. Finansa erişimi oldukça zorluyor. Özellikle ülkemizin enerji güvenliği ve net sıfır hedeflerine ulaşmak için, iklim politikalarına ulaşım, AB ülkelerinin sınırda karbon düzenlemesiyle birlikte fosil yakıtlardan yenilenebilir enerjiye geçişi ve dönüşümü hızlandıracaktır. Uluslararası enerji ajansına göre enerji yatırımlarının 3 trilyon dolar seviyelerine ulaşacağını ve bunun büyük kısmının temiz enerji yatırımları olacağını biliyoruz. Hep dediğim gibi enerji hayattır.
