Trump’ın Fed üzerindeki baskısı ve ticaret görüşmelerindeki karmaşa, enerji piyasalarında fiyatlamayı zorlaştırıyor.
Küresel piyasalarda ticaret görüşmeleriyle artan iyimserliğe karşın, ABD Başkanı Donald Trump ile Fed Başkanı Jerome Powell arasındaki gerilim enerji yatırımcılarını temkinli bir pozisyona itiyor. Fed’in faiz indirimi beklentileriyle şekillenen piyasa algısı, enerji fiyatlarında yön bulmayı zorlaştırıyor. Aynı zamanda Avrupa Merkez Bankası ve Japonya’dan gelen açıklamalar da küresel enerji fiyatlarına dolaylı baskı oluşturuyor.
ABD’de hizmet PMI verilerinin yükselmesi ve imalat PMI’ın da yaşanan daralma, kısa vadede elektrik ve doğal gaz talebi konusunda kafaları karıştırmaya devam ediyor. Brent petrol fiyatı yüzde 0,2 artışla 68,7 dolara yükselerek sınırlı da olsa güç kazandı. Ancak altının ons fiyatı 3. gününde de gerileyerek 3.363 dolara indi. Bu da enerji gibi emtia piyasalarında yatırım pozisyonlarının zayıfladığının göstergesi.
Dolarda yaşanan yukarı yönlü endeks hareketi özellikle Türkiye gibi enerji ithalatı yüksek ülkelerde kur baskısını artırarak enerji maliyetlerini yukarı çekiyor. Bununla birlikte ABD ve AB arasında ithalatta uygulanacak strateji ve tarife belirsizliğiyle birlikte Fed üzerinde artan baskı enerji sektöründe dışa bağımlı teknolojilerin tedarik risklerini de gündeme getiriyor.
Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde’ın ticari belirsizliklerin ekonomik görünümü zorlaştırdığı uyarısı da enerji yatırımlarının yavaşlayabileceğine dair sinyalleri güçlendiriyor. Öte yandan IMF’nin Japonya’ya mali konsolidasyon çağrısı ise Asya’daki enerji talebinde uzun vadeli zayıflamaya işaret ediyor.
Yurt içinde ise TCMB’nin politika faizini 300 baz puan indirerek yüzde 43’e çekmesi, enerji üretim maliyetleri ve yatırım finansmanı üzerinde etkili olacak. Dövizdeki volatilite, enerji ithalatçısı şirketler için fiyatlama baskısını sürdürüyor.
Uzmanlar, kısa vadede Brent petrol fiyatlarının dar bantta dalgalanabileceğini, ancak ticaret politikaları ve merkez bankası kararlarının enerji fiyatlarında sert hareketler yaratabileceğini öngörüyor. Özellikle ABD-AB görüşmeleri ve Fed’in temmuz sonundaki kararı, enerji piyasalarının yönünü bulması açısından takip edilmeye gereken önemli hususlar olarak öne çıkıyor.
