Cuma, Nisan 17, 2026
Ana SayfaElektrikİklim Finansmanına Giden Taşlı Yollar

İklim Finansmanına Giden Taşlı Yollar

Geçenlerde FT Energy’de ilginç bir makale okudum. Karbon fiyatları ve yeşil enerji destek yükleri ile birlikte dünya sanayisizleştirilmeye doğru mu gidiyor? Zaten sanayi olamayınca artık emisyonlar da olmayacak değil mi? Bu okuduğum makaleye göre İngiltere’de sanayiyi tekrar canlandırmak için karbon fiyatları ve yeşil enerji destekleri baskılayacak. Karbon fiyatları sanayiye nasıl bir denge getirecek. Öncelikle eğitim hayatı boyunca öğrendiğimiz temel bilgimizi tekrar hatırlayalım. Fosil yakıtlarla, yeryüzünden atmosfere salınan karbon bileşenlerinin sera etkisi oluşturup iklim değişikliği ve asit yağmurlarının oluşmasının artarak devam edeceğini gözlemliyoruz. Sanayide enerji kullanarak üretilen her kalem ürünle iklim değişikliğine etkisi, diğer bir deyişle sera gazı salım miktarı namı diğer karbon ayak izi. Aralık 2019 tarihinde AB ülkelerinin ilan ettiği Avrupa Yeşil Mutabakat Anlaşması ile birlikte AB sera gazı salımlarının 2030 yılında, 1990 yılları seviyesine ve 2050 yıllarında ise karbon nötr hale getirilmesi hedeflenmektedir. AB tarafında bu belirlenen hedefler doğrultusunda yeşil büyüme ekonomisi oluşturulmuştur.

Günümüzde özellikle uluslararası şirketlerin değer zincirlerinin karbondan arındırılması için taahhütler vermesi (aslında vermeye zorlanması) durumu oluşmuştur. Ülkemiz açısından bakıldığında, en büyük ihraç kalemlerimizi gönderdiğimiz AB ülkeleri (İngiltere dahil) ile ticaretimiz yüzde 50’lere yaklaşmıştır. Bu nedenden dolayıdır ki, AB yeşil mutabakatı ile öngörülen değişikliklerin, gümrük birliği ile AB’ye sağladığımız ticari ve ekonomik birlik ile entegre olduğumuz, değer zincirleri üzerinde dolaylı değil doğrudan bir etkisi olacağı kaçınılmazdır. Türkiye’nin 2021 yılındaki emisyonu 123.5 milyon ton C eş değeridir. Bu yaklaşık 452.7 milyon ton CO2 eş değeridir.

  • İngiltere, ülkemizin 2021 yılı emisyonlarını 1906 yılında aşmıştır (123.7 milyon ton C)
  • Almanya ise bu rakamı 1911 yılında aşmıştır(125 milyon ton C)

Kısa bir bilgi daha… Karbon emisyon değerlerinde dünya nüfusunun en zengin yüzde 1’lik kısmı emisyonların yüzde 15’ini oluştururken, dünya nüfusunun en fakir yüzde 50’lik kısmıysa emisyonların yüzde 7’sini oluşturuyor. Yani en zengin nüfus, en fakir nüfusa göre 100 kat fazla emisyon oluşturuyor.

Ülkemiz, enerjiyi yüzde 69’a yakın oranla yurt dışından ithal ediyor. 2023 yılında enerjiden kaynaklanan cari açık yaklaşık 70 milyar USD (2022 yılında 100 milyar USD) civarındadır. Ülkemiz 214 sanayi bölgesi, ticari ve hanelerle birlikte yıllık 50/55 milyar metreküp doğal gaz tüketmekte.

Yukarıda bahsettiğim cari açığı azaltma ve karbon nötr hedeflere ulaşmada iki kalem ön plana çıkmaktadır. Birincisi yenilenebilir enerji, ikincisi ise enerjiyi verimli kullanmak.

Tüm seminer, konferans ve programlarda söylediğim ilginç bilgi. 1 MW yenilenebilir enerji tesisi kurarak 100.000 USD/yıl cari açığımızı azaltmak mümkün. Birleşik maryenisyen faktörüne göre rüzgar enerji santrallerinde üretilen her 1 MW elektrik enerjisi için doğaya 648 kg daha az karbondioksit salımı yapılıyor. Bir güneş panelinin, üretiminde yayılan karbondioksiti temizlemek için gereken enerjiyi üretebilmesi yaklaşık 6 ay sürmektedir. Unutmayalım ki 1 MW yenilenebilir enerjinin aynı miktardaki fosil yakıtlı enerji santralinden 6 kat daha fazla madene ihtiyacı var. Tabi yeşil ekonomiye geçişte finansman ve finans kaynaklarına ulaşım oldukça kritik bir hale gelmiştir. Yenilenebilir enerjide yatırım maliyetleri 2014/2020 yılları arasında yüzde 40 civarında düşüş gerçekleştirirken, Covid salgını süresinde ise fiyatlarda yükselme başlamış ama 2023 yılından sonra fiyatlarda belirgin gerileme oluşmuştur. 

Bu yıl Azerbaycan’ın Bakü şehrinde toplanan COP29 ana teması iklim finansmanıydı. 10 gün boyunca anlaşmaya taraf ülkelerin tartıştığı konu finansmana ulaşım ve finans oluşturmaydı. COP28’e göre lider bazlı katılımın daha az olduğu ve lider bazında katılım göstermeyen 13 ülkenin, atmosfere bırakılan sera gazlarının yaklaşık yüzde 70’inden sorumlu olması ve kalan diğer ülkelerce  önlem alınacak çok bir durum da söz konusu değil galiba demesine yol açmamış mıdır acaba?

Konferansta iklim finansmanları ve finansa ulaşım ana gündem maddesi oldu. Asında 2009 yılından beri gelişmiş ülkeler 2020 yılı başına kadar gelişmekte olan ülkelere yeşil dönüşüme geçiş ve iklim değişikliğine uyum faaliyetleri için yıllık 100 milyar USD finansman aktarımı hedeflemişlerdi. 2050 yılında ülkelerin net sıfır emisyon hedef taahhütleri bulunmakta ve bu hedeflere ulaşmak için yenilenebilir enerjide özellikle rüzgar ve güneş enerji santrallerinde yüzde 50’lere ulaşılması şart olarak görülmektedir. Bu hedeflere ulaşmak için yıllık 2 trilyon USD’lik bir ihtiyaç söz konusu ve Bakü’de finansman katkısının bunun yarısından bile az olacağı konuşuldu. Aslında finansman konusu sadece miktara bağlı değil, bu aktarmaların nasıl hangi yöntemlerle yapılacağı ön planda. Geri ödemeli mi yoksa hibe olarak mı? Ulusal bütçelerden mi, yoksa uluslararası yatırım ve kalkınma bankalarından mı gibi sorulara muhatap olundu. Ayrıca yazımda belirttiğim üzere tarihsel olarak emisyonlarda en fazla paya sahip ülkelerin karbon borcu yükümlülüğü olması ve geri ödemesiz bir şekilde bu fonun tahsisi konuşuldu. Fosil yakıtlar için daha fazla vergilendirme uygulaması da talepler arasında. Sonuç olarak yıllardan beri tartışılan finansman ve finansmana ulaşım modelleri konularında bir yöntem belirlenmemiş ve yeterli bir iş birliği sağlanmaması hususu bazı hususların bir sonraki oturuma tartışma konusu olması ile kapanmıştır. Net sıfır emisyon taahhütleri için, özellikle küresel ekonomi ve politik gerginliklerden kaçınılması gerekiyor. Bunlar sektörü direkt olarak etkilemektedir. Özellikle ülkelerin enerji güvenilirliği ve net sıfıra ulaşmak için iklim politikalarına odaklanma, fosil yakıtlarından kaynaklanan karbon vergilerinden oluşan fonla yenilenebilir enerjiye dönüşümü artıracağını düşünmekteyim. Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA)  göre sıfır emisyon değerine ulaşmak için yapılması gerekenleri 7 başlıkta toparlayabiliriz.

1-Enerji verimliliği,

2-Temiz enerji kaynakları,

3-Karbon yakalama,

4-Elektifikasyon,

5-Biyoenerji,

6-Hidrojen bazlı yakıtlar,

7-Davranış değişiklikleri

Bu belirtilen 7 madde, dünyanın 2050 yılı enerji ön görünümünü belirleyecek başlıca faktörlerdir.

Authors

BENZER YAZILAR

En Popüler