PETFORM, 25. yılında Türkiye’nin enerji sektöründeki dönüşümüne öncülük ediyor. Başkan Çağatay Beydoğan, “Türkiye artık sadece enerji üreticisi değil, bölgesel bir güç merkezi olma yolunda ilerliyor” diyor
Gündem Enerji Genel Yayın Yönetmeni Emin Kaya, enerji sektörünün önemli temsilcilerinden PETFORM Başkanı Çağatay Beydoğan ile Türkiye’nin petrol ve doğal gaz alanındaki son gelişmelerini, sektörün dönüşümünü ve özel sektörün rolünü konuştu. Beydoğan, “Türkiye sadece kendi üretimiyle değil, bölgesel enerji operasyonlarını yönetecek bir merkez olma potansiyeline sahip” dedi.
PETFORM’UN 25. YILI VE SEKTÖRDEKİ ROLÜ
PETFORM’un 25. yılını kutluyorsunuz. Bu kapsamda düzenlenen etkinlikler dikkat çekiyor. Öncelikle bize PETFORM’dan biraz bahseder misiniz?
Öncelikle PETFORM’a gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederiz. Çünkü sektörde sesimizi duyurmak bazen kolay olmuyor. Desteğinizle bunu yapma imkânı buluyoruz.
Bu yıl PETFORM’un 25. kuruluş yıldönümünü kutluyoruz. Derneğimiz, 1999 yılında Türkiye’de faaliyet gösteren arama ve üretim şirketlerinin öncülüğünde kuruldu. İlk yıllarda temel önceliğimiz, Türkiye’deki petrol ve doğal gaz arama-üretim yatırımlarını geliştirmekti.
Zaman içinde yapımız genişledi. Doğal Gaz Piyasası Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle, doğal gaz ticareti ve dağıtımı yapan şirketler de aramıza katıldı. Böylece sadece üretim değil, ithalat ve ticaret tarafını da temsil eden bir dernek haline geldik.
Son yıllarda özellikle Türkiye Petrolleri’nin öncülüğünde artan sondaj ve saha hizmetleri faaliyetleriyle, servis şirketlerinin de PETFORM’a katılmasıyla yapımız daha da güçlendi. Bugün PETFORM; arama-üretim, doğal gaz ticareti ve petrol sahası servis hizmetleri olmak üzere üç ana alanda faaliyet gösteren 45 üye şirketiyle sektörü temsil ediyor.
Bizim misyonumuz, bu alanlarda faaliyet gösteren firmaların sorunlarını gündeme getirmek, mevzuat düzenlemeleri için çözüm önerileri geliştirmek ve sektörel diyalog ortamını güçlendirmek. Bu kapsamda Enerji Bakanlığı, MAPEG, EPDK, BOTAŞ ve TPAO gibi kurumlarla yakın iş birliği içinde çalışıyoruz.
ULUSLARARASI İŞ BİRLİĞİ VE YENİ AÇILIMLAR
Geçtiğimiz günlerde CEEC ile Ankara’da önemli bir etkinlik düzenlediniz. Ben de katılma fırsatı buldum. Bize bu etkinliğin amacını ve öne çıkan noktaları anlatır mısınız?
Türkiye artık enerji alanında sadece kendi kaynaklarına odaklanan değil, bölgesel bir enerji merkezi olma vizyonuna sahip bir ülke. Devletimizin bu yöndeki adımları son derece önemli.
PETFORM olarak biz de 25. yılımızda, üyelerimizin bu vizyona uyum sağlamasını istedik. Bu amaçla Continental Europe Energy Council (CEEC) ile iş birliği içinde bir uluslararası toplantı düzenledik.
CEEC, yaklaşık 30 yıldır Doğu Avrupa, Balkanlar, Kafkasya ve Orta Asya’daki enerji şirketlerini bir araya getiren bir platform. 55 kurumsal üyeleri var. Ayrıca Kanada’nın Alberta bölgesindeki şirketleri temsil eden Canadian Global Energy Forum da etkinliğe katıldı.
Toplamda 100’den fazla uluslararası enerji ve arama-üretim şirketinin temsilcileri Ankara’da bir araya geldi. Amacımız, Türkiye’nin enerji alanında ulaştığı liderliği tanıtmak ve gelecekte Türkiye merkezli bölgesel operasyonların önünü açmaktı.
Etkinlik üç gün sürdü: Perşembe günü, Kanada heyetiyle özel oturum yapıldı.
Cuma günü, TPAO, EPDK, MAPEG ve özel sektör şirketleri Türkiye’nin yatırım ortamını anlattı.
Cumartesi günü ise saha gezisi düzenledik. Katılımcılar, Petrotek firmasının Ankara’daki yerli sondaj kulesi üretim tesislerini ziyaret etti. Şirket şu anda dördüncü kulesini üretiyor; ilk üç kule TPAO sahalarında aktif olarak sondaj yapıyor.
Bu etkinlik, hem PETFORM’un uluslararası görünürlüğünü artırdı hem de Türkiye’nin enerji üretim kabiliyetini yabancı yatırımcılara göstermemizi sağladı.

TÜRKİYE’NİN PETROL VE DOĞAL GAZ GERÇEĞİ: GABAR VE KARADENİZ
Türkiye’nin petrol ve doğal gaz üretimi hangi noktada? Özellikle Gabar ve Karadeniz projeleri nasıl bir dönüşüm yarattı?
Türkiye’nin petrol hikâyesi neredeyse bir asra dayanıyor. Mevzuat altyapısı 1950’lerde oluştu, TPAO kuruldu, yabancı yatırımları teşvik eden yasa çıktı. O dönemde 20’den fazla uluslararası şirket Türkiye’ye geldi.
Raman, Karakuş gibi sahalarla üretim önemli seviyelere ulaştı. 1970’lerde Türkiye ihtiyacının yüzde 25’ini yerli üretimle karşılayabiliyordu. Fakat artan tüketim ve sahaların doğal düşüşü nedeniyle üretim geriledi. 2000’lerde günlük 50 bin varillik üretim, ihtiyacın yalnızca yüzde 5’ini karşılayabilir hale geldi.
Doğal gaz tarafında ise 1980’lerde başlayan dönüşüm bugün 20 milyon aboneye ulaşmış durumda. Doğal gaz santralleri, özellikle kurak yıllarda elektrik üretiminde baz yük rolünü üstleniyor.
Son üç yılda tablo tamamen değişti. Karadeniz gazı ve Gabar petrolü, Türkiye’nin enerji profilini yeniden şekillendirdi. Karadeniz’de devreye alınan üretimle günlük 10 milyon metreküp doğal gaz üretiliyor. Bu yılda yaklaşık 3–4 milyar metreküpe denk geliyor.
Türkiye’nin yıllık tüketimi 50 milyar metreküp civarındayken, bu yıl 60 milyar metreküpe yaklaşacak. Böylece Türkiye, Almanya ve İtalya’nın ardından Avrupa’nın üçüncü büyük doğal gaz pazarı haline geldi.
Petrol tarafında ise Gabar sahasında günlük 80 bin varillik yeni kapasite devreye alındı. Toplam üretim 130 bin varile çıktı; hedef 200 bin varil. TPAO önümüzdeki yıl 20 yeni kuleyi daha devreye alacak ve 300 kuyu kazma hedefi bulunuyor. 10–15 kuyudan 300’e çıkmak, Türkiye’nin dünya ölçeğinde bir petrol pazarı haline geldiğini gösteriyor.
ÖZEL SEKTÖRÜN ROLÜ VE RUHSATLAMA İHTİYACI
TPAO’nun rolü büyük ama özel sektörün üretimdeki payı ne durumda?
Özel sektörün bugüne kadar tescil ettirdiği toplam rezerv yaklaşık 1 milyar varil, TPAO’nun son dönemdeki keşifleri ise 1.2–1.3 milyar varil civarında. Yani katkı açısından iki taraf birbirine oldukça yakın. PETFORM olarak özel sektörün bu ivmesini sürdürmesini istiyoruz.
Özel sektör bu alanda daha aktif hale nasıl getirilebilir?
Mevzuat açısından Türkiye’nin altyapısı son derece uygun. Petrol Kanunu yatırımcı dostu bir yapıya sahip. Türkiye; yetişmiş iş gücü, teknik kapasitesi ve finansal altyapısıyla bölgesinde öne çıkıyor. Ancak özel sektörün arama ruhsatlarına erişimi kolaylaştırılmalı.
Şu anda ruhsatların büyük kısmı TPAO’nun elinde. Biz özel sektör için de açık alanların bulunmasının yatırım döngüsünü güçlendireceğini düşünüyoruz. Çünkü bir şirket sahayı devralır, ekip kurar, sismik araştırma yapar, kuyu açar; yıllar içinde üretime geçer. Bu döngünün işlemesi için özel sektörün payı artmalı.
Arama Üretim İstişare Toplantısı’nda da bu konu gündeme geldi. Uzun yıllardır ilk defa, hiçbir şirket “mevzuatla ilgili bir engel” dile getirmedi. Bu, hem PETFORM’un çabalarının hem de MAPEG ve TPAO’nun yaklaşımının sonucu.
Toplantıya CEEC üyesi Macar bir şirket de katıldı ve “Türkiye’ye yatırım yapmak istiyoruz” dedi. Görüşmeler başladı. Bu da Türkiye’ye olan uluslararası ilgiyi net biçimde gösteriyor.
ENERJİ DÖNÜŞÜMÜNDE DENGE: FOSİL VE YENİLENEBİLİR KAYNAKLAR
Fosil yakıtlar uzun süre eleştirildi, yenilenebilir enerji hızla yükseliyor. Siz bu iki alanı rakip mi, yoksa tamamlayıcı mı görüyorsunuz?
Bunlar kesinlikle rakip değil, tamamlayıcı kaynaklar. Enerjide tarihsel bir dönüşüm zinciri var: kömür → petrol → doğal gaz → yenilenebilir enerji. Her yeni kaynak bir öncekini tamamen ortadan kaldırmıyor, sadece rolü değişiyor.
Bugün bile birçok ülke arz güvenliği için yeniden kömüre dönüyor. Bu nedenle petrol ve doğal gaz, geçiş sürecinde sistemin dengesini koruyacak temel unsurlardır.
Son yıllarda fosil kaynaklara yapılan yatırımların azalması, dünya genelinde arz sıkıntısı riskini artırdı. Bu durum fiyat istikrarsızlığına yol açabilir. Bu yüzden dengeli bir geçiş gerekiyor. PETFORM olarak hem petrol ve doğal gaz arama yatırımlarının sürmesini hem de yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılmasını destekliyoruz.
Yenilenebilir enerji baz yükü tek başına karşılayamıyor gibi görünüyor.
Evet, bu noktada doğal gaz santralleri kilit rol oynuyor. Türkiye’nin hızla artan enerji talebi, ulaşım ve sanayi büyümesi, havacılık gibi alanlar arz sürekliliğini zorunlu kılıyor.
İstanbul örneğini düşünelim: milyonlarca araç, yoğun deniz trafiği, yılda 100 milyon yolcu kapasiteli havalimanı… Bu ölçek, talebin artmaya devam edeceğini gösteriyor. Dolayısıyla Türkiye’nin her koşulda arz güvenliğini garanti altına alması gerekiyor. Bu da hem fosil hem yenilenebilir enerjiye yatırımın birlikte yürütülmesiyle mümkün.
Son olarak eklemek istediğiniz bir mesajınız var mı?
PETFORM olarak temel hedefimiz, Türkiye’nin enerji vizyonuna katkı sunmak. Özel sektörün arama-üretim alanında önünün açılması ve doğal gaz ticaretinde aktif rol alabilmesi, yatırımları hızlandıracaktır. Ayrıca Türkiye’nin sadece kendi arama faaliyetlerinde değil, bölgesel enerji operasyonlarında da yönetim merkezi haline gelmesini istiyoruz. Lojistik, mühendislik ve yatırım kapasitesiyle Türkiye, çevre ülkelerdeki arama-üretim faaliyetlerini buradan koordine edebilecek bir potansiyele sahip. Bu sayede hem Türk şirketleri hem Türk mühendisleri bölgesel enerji sektöründe daha fazla söz sahibi olacaktır.
