AB’nin Rus gazından ayrılma süreci hızlanırken, Türkiye TANAP boru hattı, Sakarya Gaz Sahası’ndaki yerli üretim kapasitesi, Türkmenistan ve Macaristan’la yaptığı yeni enerji anlaşmaları ve LNG tedarik çeşitliliğiyle Avrupa’nın enerji arz güvenliği denkleminde tarihi bir fırsat elde edebilir. Bu süreç Türkiye’ye yalnızca bir geçiş ülkesi değil, aktif oyun kurucu olma zemini de kazandırabilir.
Rusya ile Ukrayna savaşından önce büyük oranda Rus gazına bağımlı olan Avrupa, bir yandan enerji sepetini başta güneş ve rüzgar olmak üzere yenilenebilir enerji ile çeşitlendirmeye çalışırken bir yandan da Rus gazına alternatif yollar aramaya devam ediyor. Bu süreçte Türkiye ise jeopolitik konumu, gelişen alt yapısı ve Sakarya Gaz Sahası’nda giderek artan üretim hacmiyle Avrupa için stratejik bir rol oynayabilir.
Avrupa Birliği 2027 yılı sonuna kadar Rusya’dan doğal gaz ithalatını tamamen bitirmeyi hedefliyor. AB Komisyonu, Rusya’dan enerji ithalatını kademeli olarak sonlandırmak için hazırladığı yol haritasını paylaştı. Komisyon tarafından sunulan plana göre, spot sözleşmelerle alınan Rus gazının ithalatı 2025 yılı sonunda, uzun vadeli sözleşmeler kapsamındaki ithalat ise 2027 yılı sonunda sona erecek.
SÜRECİN ETKİLİ OLABİLMESİ İÇİN AB HANGİ HAMLELERİ YAPMAYI PLANLIYOR?
Bu sürecin etkili olabilmesi için AB, birkaç öncelikli alanda yasal düzenlemeler ve altyapı hamleleri hazırlıyor:
AB, bu dönüşüm sürecini desteklemek için halihazırda dev yatırımlar yaptı:
Avrupa Birliği’nde tüm bunlarla birlikte 2022-2024 yılları arasında 12 yeni LNG terminali ve 6 genişleme projesi hayata geçirilirken toplam 70 milyar metreküplük ek LNG kapasitesi sağlandı. Bu projeler arasında Alexandroupolis (Yunanistan), Ravenna (İtalya), Krk (Hırvatistan), Swinoujscie (Polonya), Wilhelmshaven 2, Mukran, Stade ve Lubmin (Almanya) terminalleri bulunuyor. Sonuç olarak, AB’nin toplam LNG ithalat kapasitesi yılda yaklaşık 250 milyar metreküpe ulaştı. Bu da mevcut ithalatın iki katından fazla.
Öte yandan 2027 itibarıyla Romanya’daki Neptun Deep açık deniz gaz sahasının, ilk 10 yıllık faaliyet sürecinde yılda 8 milyar metreküp doğal gaz üretmesi bekleniyor. Trans Adriyatik Boru Hattı’nın kapasitesi de 2026 itibarıyla 1,2 milyar metreküp artırılacak.
TÜRKİYE İZLEYİCİ Mİ, OYUN KURUCU MU?
AB, alternatif tedarikçileriyle enerji ortaklıklarını çeşitlendirmek için Kuzey Afrika, Orta Doğu, Karadeniz çevresi ve Global Gateway girişimi kapsamında diplomatik temaslarını yoğunlaştırmaya devam ediyor. Bu süreçte Türkiye, hem jeopolitik konumu hem de gelişen altyapısıyla AB enerji güvenliği açısından kritik bir konumda.
Türkiye bu zamana kadar yaptığı anlaşmalar ve sağladığı gaz ile Orta ve Doğu Avrupa’nın Rus gazına bağlılığını azaltma potansiyelinde önemli rol oynadı. Türkiye bir yandan gaz arzı sağlarken diğer yandan da büyük LNG oyuncularıyla yaptığı anlaşmalarla LNG tedarik sepetini de güçlendirmeye devam ediyor.
Nitekim Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, İngiltere ve Fransa merkezli 2 büyük petrol şirketiyle 2027 yılından itibaren LNG tedarikine yönelik anlaşmaları tamamladıklarını belirtirken şu ifadeleri kullandı: “Avrupa ülkelerinin yaşadığı enerji krizini hafifletmek adına bölgedeki enerji güvenliğine katkı yapmak için pek çok girişimde bulunduk.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının devamında, Türkmenistan doğal gazında ilk akışın İran üzerinden 1 Mart itibarıyla başladığının altını çizerek “Bu hattan 250 milyon metreküpün üzerinde gaz temin edildi. Yıl sonuna kadar 1,3 milyar metreküp doğal gazın akışını sağlamış olacağız. İlk planımız anlaşmayı 5 yıl daha uzatmak. Nihai hedefimiz ise Türkmen gazını Hazar geçişli boru hattıyla ülkemize getirmektir” dedi.
AVRUPA ÇIKARMASI
Tüm bu gelişmelere ek olarak Türkiye geçtiğimiz haftalarda Avrupa’da çok önemli bir anlaşmaya imza attı. TPAO, Macar muadili MOL Group ile birlikte Macaristan’ın iki bölgesinde petrol ve doğal gaz aramak için Avrupa’daki ilk yatırımına imza attı. Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da “MOL ile Türkiye Petrolleri arasındaki iş birliği Macaristan’da güçlenerek bundan sonra da devam edecek. MOL ve Türkiye Petrolleri belki Karadeniz sahalarında bir ortaklık geliştirebilir” dedi. İki ülkenin benzer zorlukları olduğunu, dışarıdan enerji ithal ettiğini ifade eden Bayraktar, “Batı Avrupa’daki elektrik kesintisi, bize bir kez daha enerji güvenliğinin ne kadar önemli olduğunu gösterdi” diye konuştu.
KİLİT NOKTA SAKARYA GAZ SAHASI
Karadeniz’deki Sakarya Gaz Sahası, Türkiye’nin enerji güvenliği kadar AB’nin çeşitlendirme stratejisi için de potansiyel taşıyor. Türkiye, bu sahadan ilk etapta yıllık 10 milyar metreküp gaz üretmeyi hedefliyor.
İlk fazın tamamlanmasıyla ilgili de açıklamalarda bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin ilk yüzer üretim platformu, Eylül ayında Çanakkale’ye gelmişti. Burada bir tersanede bakım ve modernizasyon işlemleri devam eden platformun 2026 yılında Sakarya Gaz Sahası’nda görevine başlaması planlanıyor. Platform, devreye girmesiyle birlikte günlük ilave 10 milyon metreküplük üretim yapacak. Böylece 2026’daki toplam üretim 20 milyon metreküpe çıkacak. 2028 yılında da günlük üretimin 40 milyon metreküpe çıkması ve tüm hanelerin doğal gaz ihtiyaçlarının Sakarya Gaz Sahası’ndan karşılanması hedefleniyor” diye konuştu.
Hedeflenen 10 milyar metreküplük bu hacim ve devamında artırılacak olması, orta vadede AB’ye yapılacak ihracatlarlabirleştiğinde, Romanya’nın Neptun Deep sahasıyla birlikte bölgesel arz dengesini değiştirme potansiyeline sahip. Türkiye’nin gaz üretiminde artan rolü ve AB ile doğal gaz alışverişi potansiyeli, özellikle AggregateEU sistemi üzerinden yapılacak talep eşleştirme süreçlerine katılımıyla daha da farklı seviyelere ulaşabilir. AggregateEU’nun ikinci turunda 29 milyar metreküp talep ve 31 milyar metreküp arz eşleşmesi sağlanmıştı. Türkiye’nin bu platforma dahil olması, arz esnekliği ve fiyat istikrarı açısından AB için stratejik bir adım olabilir.
STRATEJİK DÖNÜŞÜM VE TARİHİ FIRSAT YAN YANA
Bilindiği üzere birliğin REPowerEU hedefleri doğrultusunda Rus gazına olan bağımlılığı sonlandırma süreci var ve bu süreci sadece enerji güvenliği açısından ele almak doğru olmaz. Rus gazını sonlandırma süreci AB için aynı zamanda jeopolitik dengeler açısından da tarihi bir kırılma noktası anlamını taşıyor. AB için bu denklem stratejik bir dönüşümü ifade ederken Türkiye ise bu süreçte enerji merkezi olma hedefini güçlendirebilir. Görülen o ki Sakarya Gaz Sahası’ndan sağlanacak üretim, sadece Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını azaltmakla kalmayacak aynı zamanda AB’nin enerji tedarikinde sigorta görevi de görecek.
